İdam Gelsin Ama Önce ...

Öylesine Masum, Öylesine güzel bir çocukluk geçirdim ki o çocukluğumun kıymetini, şimdi anlıyorum.


Sabah günün ilk ışıklarında kendimizi kapının önünde bulurduk. Mahallenin tüm çocukları sokaklara dökülür, adeta sokakları şenlendirirdik. 15 yaşında, 12 yaşında, 8 yaşında, 6 Yaşında, 3 Yaşında hatta ablasının abisinin kucağında 1 yaşında çocuklar hep birlikte oyunlar oynardık. Kahvaltı sorunumuz yoktu ya komşumuz Mesutların sofrasında kahvaltı yapar, ya da bizim evde Mehmet’le, Denizle kahvaltı yapardık. Bütün mahallenin evleri adeta büyük bir aile gibiydi. İstediğimiz eve girer, istediğimiz evde oynar, istediğimiz evde yemek yer, hatta istediğimiz evde yatardık. Komşu teyzelerimiz bizi kendi çocuklarından ayırmazdı. Kendi çocuklarına verdiği yemekten bize verirlerdi.


Hepimizin topu yoktu, ama bir topu hepimiz paylaşırdık. Hepimizin bisikleti yoktu ama, hepimiz bir bisikleti paylaşırdık. Benim 10 bilyem varsa, 2 tanesini kendime bırakır diğerlerini arkadaşlarıma dağıtırdım. Abdulvahap abi kaykayını getirir, hepimiz sırayla ona binerdik. Kar yağardı korkmadan buzların üstünden geçip, evimizin yanı başındaki mezarlıkta kardan adam yapardık. Mezarlıkta cami hocasının fırça atmasına rağmen top oynar, taşları dizer onlarla oyunlar oynardık. Susayınca en yakın eve gider çeşmesinden su içerdik. Meyve ağacı olan komşularımızın bahçesinde ki ağaçlara tırmanır, meyvelerden özgürce yerdik. Elbiselerini bahçedeki balkona asan Fatma teyzenin bahçesine topu kaçırır, elbiselerini kirletirdik. Sonra hiçbir şey olmamış gibi topu geri isterdik. Fatma teyze topu biraz gülümseyerek, biraz da söylenerek geri verirdi.

Bizden yaşça büyük komşumuz Hıdır abinin kız erkek bisikletine biner, bize asla tacizde bulunacağı, ya da istismara uğrayacağımız ihtimalini ne ailemiz ne de biz hesaplamazdık. Zaten biz böyle bir şeyi de bilmezdik. Yaşamazdık. Oyun oynarken komşumuz Fatima Teyzenin yaptığı ekmeklerin kokusu burnumuza gelirdi. Bizde sıra bekler, Fatima teyzenin bize yapacağı “KAKE” diye adlandırdığımız küçük ekmeklerin çıkmasını beklerdik. Acıkınca en yakın eve gider, komşularımızın sürdüğü salçalı ekmeği afiyetle yerdik. Birimizde para olsa o parayı bakkalda hep birlikte harcardık. Bakkala giderken kaybolup, bir daha eve geri dönmeme ihtimali gelmezdi aklımıza.

Kız arkadaşlarımız korkusuzca sokaklarda ip atlardı, sek sek oynardı. Tacize, tecavüze uğrayacağı korkusu olmazdı. Annem sıcak sıcak peynirli Poğaça yaptığı zaman tabağa doldurup bütün arkadaşlarıma ikram ederdim. Bazen mahallemizden uzaklaşır, 3-4 uzaklıkta dağlara gider, Alıç toplar, Dağdağan toplar, Çiçek Toplar, Badem Toplar, Üzüm Toplar, Nergis toplardık. Dağda bizi birinin kaçıracağı ya da sonra öldüreceği aklımıza gelmezdi. Akşam ezanı okundu mu hepimiz evlerimizde olurduk.

Televizyona, tablet ‘e, Bilgisayar Oyunlarına, Sosyal Medya’ya ihtiyacımız yoktu bizim, yaşayarak her şeyi öğrenirdik. Bizim çocukluğumuzda sıklıkla çocukların öldürdüğü, kaybolan çocukların haberleri, küçük yaşta çocukların cinsel istismara maruz kaldığı, kaybolduğu, genç kızların tecavüze uğradığı, katledildiği haberleri gelmezdi. Uygunsuz İlişkileri sıradan gösteren, legal olmayan yaşantıları mübah gösteren ahlaksız diziler çıkmazdı bizim televizyonlarda.

Bizim de korkularımız vardı tabi… Üstümüzü kirlettik diye annemizden fırça yeme korkusu, eve azıcık geç gittik diye babamızın kaşlarını çatması korkusu, komşunun camını topla kırdığımız zaman fırça yeme korkusu, topumuzun kuyuya düşmesi, hastalanıp oyun oynayamama gibi korkularımız vardı. Ama istismara uğramak, tacize, şiddete, tecavüze maruz kalmak, bunlara direndik diye veya gördüklerimizi anlatırız diye canice öldürülmek gibi korkularımız yoktu. Çok şanslı bir çocukluk geçirdik, belki sonraki nesiller bu çocukluğu asla yaşayamayacaklar.

Ağzı Süt Kokan Çocukları Vahşice Öldürenler, Tecavüz Edenler...
Yahu Bunlar İnsan Değil, Canavar olsa Böyle yapmaz!
Bunlar ,Tüm Türkiye'nin önünde koskocaman meydanlarda, büyük insan kalabalıkları arasında, Canlı Yayında İdam Edilsin, Asılsın, Kafası Ezilsin, Vücudu zerrelere ayrılıncaya kadar parçalansın.

Evet idam gelsin, ama önce, zina, cinayet, aldatma gibi durumları normalmiş gibi gösteren ahlaksız diziler idam edilsin, gençlerin yozlaşmasına sebep olan araçlar idam edilsin, kirli düşünceler aşılayan televizyon programları idam edilsin, batılı hak gösteren televizyon programları idam edilsin, toplumsal düzeni çökerten ve ahlaksızlaştıran araçlar idam edilsin, reyting uğruna toplumun manevi değerlerini hiçe sayan televizyon kanalları idam edilsin…

Bu Haberleri aldığımda, Aklım Almıyor, Uykularım Kaçıyor. İçim Yanıyor.
Bir Çocuğa bunlar Nasıl Yapılabilir?
Benim de çocuklarım var, çocuklarımı kapalı kapılar ardında büyütüp, insanlardan uzak kafes hayatımı yaşatayım şimdi? ,
Çocuklarım büyüyüp bu haberlerle karşılaştığında bu Pis Ve Kötü Dünya yaşamını nasıl sevdireyim onlara?
Yoksa Kendilerini Korusunlar Diye oyuncak yerine Silah mı almalıyım onlara?
Daha Kaç Çocuk Tecavüze Uğrayacak?
Kaç Genç Cinayete Kurban Gidecek?
Daha Kaç Çocuk Öldürülecek?
Daha Kaç Hayvan İnsanların Tecavüzüne Maruz Kalacak?
Bu Nasıl bir düzen, Nasıl Pis Bir Dünya? Batsın Bu Dünya...
Kıyamet Kopmalı Üstümüze, Başımıza Taşlar Yağmalı,


Rahmeti ve Sabrı Büyük Allah'ım bu çocukların hatırına, bu çocuklara rahmet, bu canilere de helak nasip et, canlarını al, daha fazla insanın hayatını söndürmeden aramızdan al bunları.


Söylenecek Çok Şey Var Ama Artık Kalemimiz Yazmıyor, Dilimiz Söyleyemiyor, Bünyemiz Kaldırmıyor. Son Olarak Şunu Söylemek İstiyorum, Ne Yapılacaksa Yapılsın Ama, Üniversite Öğrencisi Özgecan Arslan’ın, Küçük Irmak Kupal’ın, Midyat’ta Bakkala Şeker Almak İçin Giderken Kaybolan Ve 3 Yıldır Bulanamayan Küçük Ecrin Tunç’un, Direğin Dibinde Gömülü Olarak Cesedi Bulunan 8 Yaşındaki Eylül Yağlı Kara’nın, Daha Küçük Eylül’ün Acısını Unutmamışken, Ölü Olarak Bulunan 4 Yaşındaki Leyla Aydemir’in Ve Bu Şekilde Can Veren, Kaybolan, İstismara Uğrayan, Genç Kızların, Çocukların Hakkı Kalmasın.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.