Bayramlar ve Bayramlardaki Sorumluluklarımız...

Bayramlar ve Bayramlardaki Sorumluluklarımız...

Her yıl Müminlik bilincimizi yenileyen, millet olma irademizi diri tutan; birlik, beraberlik ve kardeşlik duygularımızı pekiştiren, rahmet ve bereket vesilesi olan bir bayrama daha kavuşmuş bulunmaktayız.

Bayram, sevinçlerin paylaşıldığı, gönüllerin coştuğu, kalplerin yumuşadığı, akraba ve komşuların ziyaret edildiği, öksüz ve yetimlerin sevindirildiği, misafirlerin tebessümle karşılandığı, ikramların yapıldığı sevinç ve mutluluk günleridir.

            Bayramlar, sevme, sevilme ve sevindirme günleridir. Bu güzel günler vesilesiyle, başta anne ve babalarımız olmak üzere büyüklerimizi, komşularımızı, eş dost ve akrabalarımızı ziyaret edip gönüllerini ve hayır dualarını almamız gereken günlerdir.

            Ziyaret edemediklerimizi de en azından telefon ve diğer iletişim araçlarıyla bayram sevincine ortak etmeliyiz. Çünkü bayramı bayram yapan tatlı sözle, güler yüzle insanın gönlünü almaktır.   

            Bugün, vatanı için babasını kaybeden şehidimizin yetimine baba, eşine kardeş, anne babasına evlat olma günüdür.

            Bugün,  evinde, yatağında, huzurevlerinde ve sosyal hizmet kurumlarında gözleri kapı ve pencerelerde olan mahzun gönüllere evlat, anne baba ve kardeş olma günüdür. Zira bugün bayramdır. Bayram ise kimsesizlere kimse olma günüdür.

            Bayramlar aynı zamanda dargınlıkların ve kırgınlıkların bir kenara bırakılıp küslüğü bitirme günleridir ki Sevgili Peygamberimiz gönüllerimizin ağır yükü olan küskünlükle ilgili olarak: “Bir kimsenin Müslüman kardeşiyle üç günden fazla küs durması helal değildir.

(Müslim, “Birr”, 8) hadisi ile aramızdaki dargınlıklara ve küskünlüklere son vermemizi tavsiye etmektedir.

            Bayramlarımız, millet olarak kimliğimizin önemli bir parçasıdır. Kimliğimizin bu önemli unsurunu gelecek kuşaklara aktarmak ise dini bir görevdir.

            O halde bu güzel günlerin manevi anlam ve önemini çocuklarımıza hem anlatarak hem de yaşatarak öğretelim.

            Bu güzel ve özel günlerde bizlerden sadaka, dua ve Fatiha bekleyen vefat etmiş yakınlarımızı da ayrıca unutmayalım.

            Yine bu günlerde, küs olan insanların barışmaları varsa kırgınlık ve kızgınlığın bir kenara bırakılması istenmektedir. Belki de bayramların yılda iki defa gelmesinin veya olmasının altında yatan espride bu olsa gerek.

       

          Ayrıca bayramlarda yapılması mendup (dinimizin güzel gördüğü) hususlar vardır, şöyle ki: Bayram sabahında erken kalkmak, yıkanmak, gusletmek; misvak kullanmak, ağızı temizlemek; güzel koku sürünmek; en güzel elbisesini giyinmek; Allah'ın verdiği nimetlere şükretmek için sevinçli ve neşeli görünmek menduptur. Ayrıca: Ramazan Bayramı'nda sabahleyin camiye gitmeden önce tatlı bir şey yemek. Varsa bunun hurma olması ve bir, üç, beş gibi tek adetli olması;. Sonra namaza erken davranıp sabah namazını mahalle mescidinde kılarak bayram namazı için, varsa namazgâha ve büyük camiye gitmek; namaza giderken Ramazan Bayramı'nda içinden tekbir getirmek; dönüşte mümkün ise başka yoldan gelmek; müminlere rast geldikçe güler yüzlü olmak ve tatlı söz söylemek; gücü yettiğince çok sadaka vermek menduptur.  

        Bütün bunların dışında çocuklar, bilhassa öksüz ve fakir çocuklar sevindirilir; akraba, eş ve dost ziyaretleri yapılarak, hâl hatır sorulur.

          Bayramlar yine, yenilip yedirildiği, içilip içirildiği ikram günleridir. Akraba ve eş-dost ile beraberce bu günün mutluluğu paylaşılır. Bu anlamda anlamlı ve sevinç günleri olan bayramlarda gönüllerin ve evlerin kapılarını insanlara kapatmak uygun değildir.

            Bayramın Ülkemize, İslam coğrafyasına ve de bütün İnsanlığa hayırlara vesile olmasını yüce Mevla’dan diliyorum.

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Üye değilseniz hemen üye olun veya giriş yapın.