Birçok Kişilik ve Bir Tek Efendi

Birçok Kişilik Ve Bir Tek Efendi

Bir Çeroki reisi hakkında çok eski bir Kızılderili öyküsü vardır. Büyük bir kabilenin reisi olan bu şef bir gün en çok sevdiği torununa biraz hayat bilgisi dersi vermenin zamanı geldiğine karar vererek onu ormana götürmüş. Yaşlı bir ağacın altına oturtup anlatmaya başlamış, "Evladım, bugün hayatta olan her insanoğlunun kafasının ve kalbinin içinde bir savaş var. Yaşlı, bilge bir şef, halkımızın lideri olmama rağmen bu savaş benim içimde de var. Bu savaşın hüküm sürdüğünü bilmezsen, seni delirtir. Asla hangi yöne gideceğini kestiremezsin. Bazen hayatta kazanırsın ve sonra, ne olduğunu anlayamadan birdenbire kendini kaybolmuş, şaşırmış ve korkmuş buluverirsin. Elde etmek için çok uğraşmış olduğun şeylerin hepsini kaybedebilirsin. Çoğu kez doğru olanı yaptığını zannedersin ama sonra hep yanlış seçimleri yapmış olduğunu keşfedersin. Eğer iyi ve kötü güçleri, bireysel yaşam ile ortaklaşa yaşamı, gerçek kişilik ile sahte kişiliği anlayamazsan, daima çalkantılı, kargaşa içinde bir ömür sürersin.

"Sanki içimde biri beyaz öteki siyah olan iki büyük kurt var. Beyaz kurt iyi, nazik ve zararsızdır. Etrafındaki her şeyle uyum içinde yaşar ve onu kırmak niyetiyle yapılmayan şeylerden alınmaz. Kim olduğu ve neler yapabileceği yani yetenekleri hakkında derin ve sağlam bilgi sahibi olan bu iyi kurt, sadece gerektiği zaman, kendisini ve ailesini korumak için savaşır ve o zaman bile en doğru şekilde dövüşür. Sürüsündeki bütün kurtları kollar ve asla yaradılışına aykırı düşen bir şey yapmaz, doğru yoldan sapmaz.

"Fakat içimde yaşayan siyah kurt çok değişiktir. Bu, gürültücü, öfkeli, tatminsiz, kıskanç ve korkmuş bir kurttur. En küçük bir şey bile tepesini attırır. Her zaman herkesle sebepsiz kavga eder. Hiddet ve nefretten kudurduğu, çok açgözlü olduğu için açık seçik ve isabetli düşünemez. Fakat evladım, onunki aciz bir öfkedir çünkü kızgınlığı hiçbir şeyi değiştiremez. Her gittiği yerde belâ aradığı için kolayca belâyı satın alır. Hiç kimseye güvenmez ve hiç gerçek dostu yoktur. "

Yaşlı şef anlattığı öyküyü torunu iyice sindirsin diye bir süre sessizce oturduktan sonra eğilip genç çocuğun gözlerinin ta içine bakarak itiraf etmiş, "Bazen içimdeki bu iki kurtla yaşamak çok zor geliyor çünkü ikisi de ruhuma hükmetmek için bütün güçleriyle savaşıyorlar. ”

Dedesinin içindeki büyük savaşın öyküsü merakını uyandırmış olan çocuk yaşlı reisin paçasını çekiştirerek heyecanla sormuş, "Savaşı hangi kurt kazanıyor dedeciğim?” Dudaklarında anlamlı bir gülüş beliren Kızılderili reisi güçlü ve kararlı bir ses tonuyla, "Her ikisi de,” demiş. "Yani, sadece beyaz kurdu beslemeye karar verirsem, siyah kurt pusuya yatıp çok meşgul veya yorgun olduğum için sorumluluklarımdan birini savsakladığım bir anı kollar ve beyaz kurda saldırır. Böylece hem benim hem de kabilemin başına iş açar. Kendisine önem verilmesini her şeyden çok istediğinden amacına ulaşana kadar daima çok öfkeli ve saldırgan olur. Fakat doğasını anladığım için siyah kurda biraz ilgi gösterirsem, gücünü ve kuvvetini takdir ettiğimi, ona saygı duyduğumu belli edersem ve eğer kabilemin başı derde girerse ondan yardım isteyeceğimi bildirirsem, mutlu olur. O mutlu olunca beyaz kurt da mutlu olur ve ikisi de kazanır. Böylece hepimiz kazanırız.”

Aklı karışan çocuk yine sormuş, "Anlayamadım, Dedeciğim, kurtların ikisi de nasıl galip gelir?” Reis anlatmaya devam ederek, "Anlarsın ya! Evladım, siyah kurdun da başımıza geleceklere göre ihtiyaç duyabileceğim birçok önemli özellikleri var. Vahşidir, iradesi kuvvetlidir, bir an bile pes etmez. Uyanıktır, akıllıdır ve savaş zamanında çok önemli olan en sinsi fikirleri ve en kurnaz taktikleri verebilecek yeteneğe sahiptir. Sadece karanlığın gözleriyle bakan birinin takdir edebileceği birçok keskin, son derece bilenmiş duyuları vardır. Bir saldırı sırasında bizim en önemli dostumuz olabilir,” diye cevap vermiş. Sonra torbasından iki parça et çıkartıp birisini sağına diğerini soluna koymuş. Yerdeki etleri göstererek açıklamaya başlamış, "Solumdaki parça beyaz kurt, sağımdaki parça siyah kurt için. Eğer ikisini de beslersem, ilgimi çekmek için dövüşmezler. Böylece ikisini de ihtiyacıma göre kullanabilirim. Artık savaşmadıklarından iç bilgeliğimin sesini duyabilir ve içinde bulunduğum şartlara göre en faydalı olacak kurdu seçebilirim. Eğer babaannen özel bir yemek pişirmek için gerekli yiyecekleri getirmemi söylemiş ben de kulak asmamışsam, babaannenin aç ve kızgın siyah kurdunun gönlünü alması, onu avutması için beyaz kurdun albenisini ödünç alabilirim. Beyaz kurt daima söylenecek sözü, verilecek cevabı bilir ve babaannenin ihtiyaçlarına karşı daha duyarlı olmam için yardım eder. İşte böyle, evladım, eğer içinde iki temel güç bulunduğunu anlarsan, onlara eşit saygı gösterirsin; böylece ikisi de kazanmış ve barış sağlanmış olur. Barış, evladım, Çerokilerin misyonudur -yaşamın en yüksek amacıdır. İçinde barış olan bir adam her şeye sahiptir. İçindeki savaş yüzünden paça parça olmuş bir adam hiçbir şeye sahip değildir. Sen artık bir delikanlı oldun; içinde yaşayan karşıt güçlerle nasıl başa çıkacağını, onlarla nasıl etkileşeceğini seçmek zorundasın. Vereceğin karar bundan sonraki yaşamının kalitesini belirleyecektir. Kurtlardan birine özel ilgi göstermek gerektiğinde ki gerekecektir, utanç duymamalısın; sadece büyüklerine durumu anlatman ve onlardan ihtiyaç duyduğun yardımı görmen yeter. Bir problem açığa vurulduğu zaman, aynı savaşımı vermiş olanlar kendi tecrübelerini sunacaklardır, akıl vereceklerdir. Büyüklerinin dirayetinden faydalanabilirsin.

Bu basit ama etkileyici öykü İnsan yaşantısının ciddi durumunu gözler önüne çok güzel seriyor. Aydınlık ve karanlık güçler ilgimizi çekmek ve bizi kendilerine bağlamak için savaşırlarken biz de sürekli mücadele ediyoruz. Hem aydınlık hem de karanlık içimizde aynı zamanda bulunuyor. Gerçeği söylemek gerekirse, içimizde dolaşan koskoca bir kurt sürüsü var -sevecen kurt, iyi kalpli kurt, akıllı kurt, hassas kurt, güçlü kurt, özgecil kurt, açık yürekli kurt ve yaratıcı kurt. Bu olumlu yönlerin yanı sıra tatminsiz kurt, nankör kurt, kendinde her şeyi yapma hakkı gören kurt, gaddar kurt, bencil kurt, rezil kurt, yalancı kurt ve yıkıcı kurt da içimizde dolaşıyor. Bu kurtların hepsinin varlığını, bütün bu yanlarımızı kabul etmeye her gün fırsat buluyoruz ve her biri ile nasıl ilgileneceğimizi seçiyoruz. Bazılarını yargılayıp haklarında karar mı verelim, bazıları yokmuş gibi mi davranalım yoksa bütün sürüye sahip mi çıkalım?

Niçin içimizde yaşayan kurt sürüsünü yadsımamız gerektiğini hissederiz? Bu soruya cevap vermek çok kolaydır. Ya var olmadıklarını ya da var olmamaları gerektiğini düşünürüz de ondan. Eğer ruhumuzda bulunan değişik kişiliklerin hepsini kabullenecek olursak tuhaf, farklı, üşütük veya psikolojik olarak kişilik bölünmesi yaşıyor, çoklu kişilik sorunu var diye damgalanmaktan korkarız. Fakat birçok kişilik vardır ve onlarla uzlaşmayı reddetmek affedilmez bir hatadır -bizi aptalca ve pervasız hareketler yapmaya iterek bize kendi kendimizi baltalattıran bir hata.

Şimdi size bir sır vereceğim. "Kişiliğimizin” içinde birçok kişilikler olmasının nedeni her birimizin içinde mümkün olan her türlü özellik bulunmasıdır. Göremeyeceğimiz, hakkında fikir edinip karar veremeyeceğimiz ve olamayacağımız hiçbir şey yoktur. Hem ışık hem karanlığız, hem aziz hem günahkârız, hem sevimli hem de sevimsiziz. Hem iyi kalpli ve sıcakkanlı hem kötü yürekli ve acımasızız. Sizin içinizde de, benim içimde de insanoğlunun bildiği her türlü özellik var. Sahip olduğumuz bütün özelliklerin bilinçli olarak farkında olmasak da, içimizde uyur durumda bulunuyorlar ve herhangi bir yerde her zaman ortaya çıkabilirler. Bu durumu anlarsak, "iyi insanların” niçin kötü şeyler yaptıklarım ve daha önemlisi, zaman zaman niçin kendimizin en kötü düşmanı olduğumuzu idrak edebiliriz.

Not: Bu yazı, Sayın DEBBIE FORD’un, İstanbul, Butik Yayıncılık tarafından basılan ‘‘Niçin İyi İnsanlar Kötü Şeyler Yaparlar?’’ isimli kitabından alıntıdır.

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Üye değilseniz hemen üye olun veya giriş yapın.