Hoş Geldiniz!

Karamsarlık bir zincirdir; umut ise dirilişin kapısını açar. Bir halk köklerinden uzaklaştığında kaybolur; ruh köklerine döndüğünde ise yenilenir ve yeniden can bulur.

Abone Ol

Antakya Süryani Ortodoks Kilisesi ve Tüm Doğu Patriği

Moran Mor Ignatius II. Efrem Kerim Hazretleri,

Hoş geldiniz, Sayın Ruhani Babamız;

Yurt içinde ve yurt dışında ziyaretinizin sevincini paylaşan herkes adına, sizi kendi evinizde, aramızda görmekten büyük bir onur duyuyorum.

Siz, beraberinizde yalnızca bir inancı değil; bir dili, bir medeniyeti, bir tarihi ve bir kaygıyı da taşıyorsunuz. Bu toprakların ruhunu yoğuran, köklü geçmişiyle Doğu’nun özgün kilisesini temsil eden bir ev sahibi olarak aramızda bulunmanız bizler için derin bir sevinçtir.

Son kırk yıl boyunca Turabdin’de yaşanan göçlerin acılarını, verilen bedelleri; sebat ve sabırla harcanan emekleri unutmadık. Ancak biz biliyoruz ki, karamsarlığa teslim olan toplumlar kendi özlerini tüketir; umudu kaybeden bir ruh, geleceğini de kaybeder. Bu yüzden Turabdin’de yeniden doğan her nefes, yalnızca taşların değil, diri taşların; yani inananların, çocukların ve yeni kuşakların inşasıyla anlam kazanmaktadır. Çünkü gerçek hizmet, iyi çoban anlayışıyla bizi ayakta tutan değerlere sahip çıkmak ve karamsarlığın zincirlerini kırmakla mümkündür.

Ey Büyük Babamız;

Bizim buradaki vizyonumuz, göçün açtığı yaralara rağmen, karanlığa saplanmadan, hayatın yeniden filizlenmesi içindir. Çanların susmadığı, duaların kesilmediği, ışığın sönmediği bir gelecek içindir. Zira inanıyoruz ki, karamsarlığın zincirlerini kırarak, ruhumuzu yenileyerek ve düşüncemizi arındırarak yola devam etmek en gerçekçi yoldur. Çünkü yenilenmeyen bir zihin geçmişe hapsolur, yenilenmeyen bir ruh da geleceği kuramaz.

Biliyoruz ki kim toprağını kaybederse her şeyini kaybeder. Doğu’daki varlığımız sönerse izimiz de silinir. Ama Turabdin’de filizlenen umut, Mesih’in sevgisiyle yoğrulmuş bir diriliş bilincini müjdelemektedir. Diasporadaki başarılar ne kadar kıymetli olursa olsun, burada kaybedilen onuru geri getiremez. Çağrımız nettir: Kendi köklerimizde, kendi toprağımızda varlığımızı onurlu bir şekilde sürdürmek; ruhumuzu ve düşüncemizi sürekli yenileyerek geleceğe ve bölgemizin kalkınmasına hizmet etmektir.

Kadasetli Patriğimiz;

Şam’dan Bağdat’a, Erbil’den Ninova’ya, Mardin’den Beyrut’a, Kamişli’den Avrupa’ya ve Amerika’ya uzanan bu uzun yolculukta siz, haçınızla birlikte Doğu’ya hizmet eden otokton Süryani kültürünün ruhunu taşıyorsunuz. Sahiplenme ve geliştirme konusunda bu ruh, samimi teşviklere ve güçlü gayretlere muhtaçtır. Zira asla sönmemesi gereken bu ruhun yaşatılması yolunda süreklilik arz eden donanımlı ve programlı çalışmalara çok büyük ihtiyaç vardır. Karamsarlığı değil, umudu; edilgenliği değil, yenilenmeyi ve sahiplenmeyi merkeze almak gerekir. Başka türlü kültürümüzün dilini, imanımızın özünü ve kimliğimizin ruhunu diri tutmak mümkün değildir.

Umudumuz odur ki, bu yeni dönem hikmetli liderliğinizle bölgemize yalnızca barış ve umut değil, aynı zamanda ruhsal ve düşünsel bir diriliş getirecek tarihî bir fırsata dönüşür. Çünkü zaman, küçük hesaplardan uzaklaşma; umut, yenilenme ve diriliş ruhunu kuşanma zamanıdır.

Çünkü Turabdin; tarih kokan taşların sessizliğinde saklı duran bir bilgeliktir. Onun suskunluğu derin bir bekleyiştir; gülümseyişi ise yenilenmenin müjdesidir. Her dönüş ruh için bir soluklanma, her yatırım yalnızca taş üstüne taş değil, belleğe ve geleceğe atılmış bir imzadır.

Ve Turabdin panoramasında saklı duran ışık bize şunu fısıldar: “Karamsarlık bir zincirdir; umut ise dirilişin kapısını açar. Bir halk köklerinden uzaklaştığında kaybolur; ruh köklerine döndüğünde ise yenilenir ve yeniden can bulur.”

Yusuf Beğtaş

www.karyohliso.com