Kadın İstihdamı Söylemi ve Gerçekler

“La havle vela kuvvete illa billah…” yazınca dostlar alınıyor; yazmayınca vicdan susmuyor. Ama dost acı söyler.

Abone Ol

“La havle vela kuvvete illa billah…” yazınca dostlar alınıyor; yazmayınca vicdan susmuyor.

Kadın İstihdamı Söylemi ve Gerçekler

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı çıkıp kadınların tır şoförü olmasını teşvik ediyor. “sürücülerin özellikle de kadın sürücülerin bu alanda istihdamını kolaylaştırmak istiyoruz. İnanıyorum ki bu tür çalışmalarımızla yakın gelecekte nakliye sektöründe kadınların sayısı daha da artacaktır. Kadın şoförler, sektörümüze yeni bir soluk getirecek, daha verimli ve güvenli bir taşımacılık anlayışının oluşmasına katkı sağlayacaklardır. Buradan şunu da söylemek istiyorum. Az önce yaptığımız toplantıda kadın sürücü istihdam eden şirketlerimizi biz Bakanlık olarak da destekleme kararı aldık, bunu teşvik edeceğiz ve kadınlarımızın bu sektörde daha fazla olmalarını sağlamış olacağız.”

Aile Bakanı ise kadınları “girişimcilik” adı altında sahaya sürmenin gururunu yaşıyor. “Yükselen Kadınlar: Kendi İşim, Benim İzim” projesi kapsamında, kadın girişimcilerimiz için yeni bir adım daha atıyoruz. Bugün Bakanlığımızdan uğurladığımız Girişimcilik Eğitim Tırımız ile ülkemizin dört bir yanındaki kadınları, ilham veren girişimci rol modellerle buluşturuyoruz. Bu vesileyle kadınların kendiişlerini kurmalarını destekleyerek, yerelden ülke geneline uzanan bu yolculukta daha güçlü şekilde yer almalarına katkı sağlıyoruz. Tırımızın sürücü koltuğuna geçerek bu güzel başlangıcın heyecanına ben de ortak oldum. Yolu açık olsun.

Her iki Bakanımızın açıklamalarını Hürriyet gazetesi ve kendi x hesaplarında görebilirsiniz.

Söylem süslü, cümleler alkışlık… Peki gerçek?

Günlerce süren yolculuklar. Issız yollar. Güvenliğin çoğu zaman kağıt üstünde kaldığı bir sektör. Gece yarısı arıza yapan bir tır ve içinde tek başına bir kadın… Bunun adı fırsat mı, yoksa göz göre göre risk üretmek mi?

Kimse açık konuşmuyor: Bu iş zor. Bu iş yıpratıcı. Bu iş tehlikeli. Ve bu şartlar altında “kadın istihdamı” diye pazarlanan şey, çoğu zaman gerçeği örtmekten başka bir işe yaramıyor.

Bir yandan “aile kutsaldır”, “üç çocuk” deniyor… Diğer yandan kadını aylarca yollarda olacak mesleklere yönlendiriyorsunuz. Bu nasıl bir tutarlılık? Bu nasıl bir planlama?

Sorun kadınların çalışması değil. Sorun, her ne pahasına olursa olsun “çalıştırma” anlayışı. Güvenlik yok, denge yok, uzun vadeli düşünce yok. Ama bol bol proje, bol bol vitrin var.

Gerçek şu:
Toplumda aile yapısı zayıflıyor. Boşanmalar artıyor. Doğurganlık düşüyor. Gençler ev kuramıyor, kuran sürdüremiyor. Ama bütün bunlara rağmen çözüm diye sunulan şey, kadını daha da ağır şartlara itmek.

Bu bir politika değil; bu, yönsüzlük. Her istihdam, her şartta “ilerleme” değildir.

Mesleğin cinsiyeti yoktur, “erkek işi” diye bir kavram da yoktur. Ama bugün bazı şirketler, toplumsal cinsiyet eşitliği söylemlerini vitrine koyup bununla övünmeyi marifet sanıyor.

Bir Türk şirketi, akaryakıt istasyonunda kadınları pompacı yaparak “kadın istihdamına katkı sağladık” diye reklam yapıyor. Bu mudur eşitlik? Bu mudur ilerleme?

Kadını en ağır, en zahmetli, en yıpratıcı işlere sürmek; bunu da “eşitlik” diye pazarlamak, düpedüz kandırmacadır. Bu bir katkı değil, bu bir vitrin süsüdür.

Gerçek ilerleme, kadını vitrin malzemesi yapmak değil; kadının onurunu, güvenliğini ve ailesini koruyacak politikalar üretmektir.

Allah Cumhurbaşkanımıza sabır versin; çünkü bu siyasetçilerle muhalefete gerek kalmıyor. Her gün yeni bir gaf, yeni bir tutarsızlık… Halkın güvenini tüketen, ülkenin geleceğini heba eden bir tablo. Böylesi bir siyaset, muhalefeti değil; milletin sabrını tüketiyor.

“Durun kalabalıklar… Bu cadde çıkmaz sokak!” diyecek bir aklıselim sese her zamankinden daha fazla ihtiyaç var.

Ailenin Sessiz Çöküşü Üzerine konuşmaya devam edeceğim. Çünkü benim aile üzerine hassasiyetim ve sevdam var.

Toplumun en temel taşı olan aileyi görmezden gelen politikaların, uzun vadede nasıl bir çöküşe yol açtığını tartışmayı sürdüreceğim.