Genel

Dargeçit’te Zeytinlikleri Koruyan Emsal Karar

Mardin’in Dargeçit ilçesinde zeytinlik alanların yakınında yapılması planlanan Taş Ocağı ve Kırma-Eleme Tesisi projesine karşı yürütülen hukuki mücadelede önemli bir sonuç elde edildi.

Abone Ol

MARDİN – Projeye ilişkin verilen “ÇED Gerekli Değildir” kararına karşı açılan davada Danıştay’dan bölge halkı ve çevre açısından dikkat çekici bir karar çıktı.

Davayı takip eden Av. Ömer Faruk Dursun, Danıştay 4. Dairesi’nin verdiği kararla Valiliğin temyiz isteminin reddedildiğini ve daha önce verilen “ÇED Gerekli Değildir” kararının iptalinin kesin olarak onandığını açıkladı.

Danıştay’dan zeytinlikler açısından önemli değerlendirme

Hukuki mücadelenin temel dayanaklarından biri, 3573 sayılı Zeytinciliğin Islahı ve Yabanilerinin Aşılattırılması Hakkında Kanun kapsamında zeytinlik alanların korunmasına ilişkin hükümler oldu.

Yapılan açıklamada, zeytinlik sahalarının 3 kilometrelik mesafesi içerisinde zeytinliklerin gelişimini ve üretimini olumsuz etkileyebilecek tesislere ilişkin yasal sınırlamalara dikkat çekildi.

Danıştay’ın kararında ise taş ocağı ve kırma-eleme faaliyetlerinden kaynaklanabilecek toz emisyonlarının zeytin ağaçları üzerindeki muhtemel etkileri değerlendirildi.

Kararda, tesis faaliyetleri nedeniyle oluşabilecek tozların rüzgârın etkisiyle zeytin ağaçlarının yapraklarını kaplayabileceği, bunun da ağaçların fotosentez faaliyetlerini ve dolayısıyla verimliliğini olumsuz etkileyebileceği belirtildi.

Bu durumun zeytinlikler açısından telafisi güç veya imkânsız zararlar doğurabileceğine dikkat çekildi.

“ÇED Gerekli Değildir” kararı iptal edildi

Davaya ilişkin verilen bilgilere göre, Danıştay 4. Dairesi’nin 2026/1518 Esas ve 2026/2538 Karar sayılı kararıyla Valiliğin temyiz istemi reddedildi.

Böylece daha önce verilen “ÇED Gerekli Değildir” kararının iptaline ilişkin mahkeme kararı kesin olarak onanmış oldu.

Karar, yalnızca söz konusu taş ocağı projesi bakımından değil, zeytinlik alanların korunması ve çevresel etkilerin değerlendirilmesi açısından da dikkat çekici bir hukuki sonuç olarak değerlendiriliyor.

“Bu karar bölgemizin geleceği açısından önemli”

Hukuki mücadeleyi yürüten Av. Ömer Faruk Dursun, kararın zeytinliklerin ve doğal yaşam alanlarının korunması açısından önemli bir kazanım olduğunu belirterek, hukuki hakların kullanılmaya devam edileceğini ifade etti.

Dursun tarafından yapılan açıklamada, mücadelenin yalnızca belirli bir köyün veya zeytinlik alanın korunmasıyla sınırlı olmadığı, bölgenin toprağının, tarımsal üretiminin ve doğal çevresinin geleceği açısından da önem taşıdığı vurgulandı.

Zeytin üretiminin bölge ekonomisi ve kırsal yaşam açısından önemli bir yere sahip olduğu düşünüldüğünde, taş ocağı gibi faaliyetlerin çevresel etkilerinin bilimsel ve hukuki kriterler çerçevesinde değerlendirilmesi büyük önem taşıyor.

Bölge halkından karara destek

Danıştay’ın verdiği kararın ardından bölge halkı açısından da önemli bir hukuki kazanım ortaya çıkarken, zeytinliklerin korunması yönündeki mücadelenin bundan sonraki süreçte de devam edeceği belirtildi.

Karar, zeytinliklerin korunması, çevresel etkilerin dikkate alınması ve tarımsal üretimin sürdürülebilirliği açısından bölgedeki benzer projeler bakımından da yakından takip edilecek bir hukuki gelişme niteliği taşıyor.

Av. Ömer Faruk Dursun, açıklamasını tüm bölge halkına teşekkür ederek ve hukuki hakların kararlılıkla savunulmaya devam edileceğini belirterek tamamladı.

Bölge halkından Şükrü Çakmak da Danıştay’ın verdiği kararın kendileri açısından büyük önem taşıdığını belirterek, zeytinliklerin yalnızca bugün için değil, gelecek nesiller açısından da korunması gerektiğini söyledi.

Çakmak, zeytin ağaçlarının bölge halkının geçim kaynaklarından biri olduğunu ifade ederek, “Bizim için zeytinlikler sadece birkaç ağaçtan ibaret değil. Bu toprakların emeği, bereketi ve geleceğidir. Çocuklarımızın ve torunlarımızın da bu topraklardan faydalanabilmesi için zeytinliklerimizi korumamız gerekiyor.” dedi.

Danıştay kararının çevrenin korunması açısından önemli bir kazanım olduğunu dile getiren Çakmak, taş ocağı ve benzeri faaliyetlerin tarım alanları üzerindeki olası etkilerinin göz ardı edilmemesi gerektiğini belirtti.

Çakmak, “Hukuk mücadelemizde verilen bu karar bizler için umut vericidir. Doğamızı, toprağımızı ve zeytinliklerimizi korumak hepimizin sorumluluğudur. Bu kararın bölgemiz için hayırlı olmasını diliyorum.” ifadelerini kullandı.