Hipertansiyon ve böbrek üstü bezi arasındaki ilişkiden bahseden Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Hulusu Atmaca, “Hipertansiyonun yüzde 90 nedeni bilinmez, ancak yüzde 10 nedeni sekonder hipertansiyon olarak adlandırılan böbrek üstü bezi hipertansiyonuna (hormonal hipertansiyon) bağlı gelişir” dedi.

VM Medical Park Samsun Hastanesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Kliniği’nden Prof. Dr. Hulusi Atmaca, hormonal hipertansiyon hakkında bilgilendirmede bulundu.

Akciğer kanseri hakkında çarpıcı araştırma! Akciğer kanseri hakkında çarpıcı araştırma!

“Hipertansiyon erişkin nüfusun yüzde 25’ini etkiliyor”
 

Hipertansiyonun tanımını yapan Prof. Dr. Atmaca, “Halk arasında ‘tansiyon hastalığı’  olarak isimlendirilen ve erişkin nüfusun yüzde 25’ini etkileyen hipertansiyon, kalp damar hastalıklarına bağlı ölümlerin önemli bir sebebidir.  Hastalığın uygun önlem ve tedavisi, bu ölümleri etkili bir şekilde azaltmaktadır. Etkili tedavi koşullarından biri de hipertansiyonun nedenini saptayıp nedene yönelik tedavi planlamasıdır” diye konuştu.

“Hormonal tansiyon”

Hormonal hipertansiyon hakkında bilgi veren Prof. Dr. Atmaca, “Hipertansiyonun yüzde 90 nedeni bilinmez, ancak yüzde 10 nedeni sekonder hipertansiyon olarak adlandırılan böbrek üstü bezi hipertansiyonuna yani hormonal hipertansiyona bağlı gelişir. Böbrek üstü bezi başlıca 3 çeşit hormon salgılamaktadır. Bu hormonlardan birinin aşırı salgılanması söz konusu olduğu hastalarda böbrek üstü bezi hipertansiyonu gelişir. Böyle hastalarda uygun ilaç tedavisi ile kan basıncı daha az ilaçla ve daha kolay kontrol altına alınabilmektedir. Ayrıca, uygun hastalarda aşırı çalışan böbrek üstü bezinin cerrahi olarak çıkarılmasıyla hastaların çoğunda hipertansiyon düzelir ve ilaç tedavisine gerek kalmaz. Bu yüzden tansiyonu olan hastalarda kimlerin böbrek üstü bezi veya hormonal hipertansiyon açısından taranması gerektiği sorusu önem kazanır” şeklinde konuştu.

“Bu belirtilere dikkat edilmeli”


Prof. Dr. Atmaca, böbrek üstü veya hormonal tansiyonun hangi kişilerde daha sık görülebileceğini şöyle sıraladı:

·        Ataklar halinde tansiyonda ani yükselme ve düşmesi olanlar,

·        Üç adet veya daha fazla ilaca rağmen tansiyonu kontrol altında olmayanlar,

·        Aile bireylerinde yaygın tansiyon veya ani ölüm hikâyesi olanlar,

·        Böbrek üstü bezinde kitlesi olanlar,

·        Kan potasyum düzeyi düşük olanlar,

·        Anestezi, entübasyon, cerrahi, gebelik, anjiografi sırasında hipertansif atak ve açıklanamayan şok hikâyesi olanlar,

·        Hipertansiyonun genç yaşlarda (20 yaş öncesi)  başlaması,

·        Hipertansiyonun ileri yaşlarda (50 yaş üstü) başlaması,

·        Deride çürükler, mor çatlaklar ve kas güçsüzlüğü olanlar.”

Prof. Dr. Atmaca, “Yukarıdaki özelliklerden en az birini taşıyanların böbrek üstü bezi veya hormonal tansiyon açısından endokrinoloji ve metabolizma hastalıkları uzmanına başvurması gereklidir” dedi.