İnsan sağlığını korumayı meslek edinmiş bir hekim olarak, Gazze'de yaşanan insani dramın artık yalnızca bölgesel bir mesele olmadığını, bütün insanlığın ortak sorumluluğu hâline geldiğini düşünüyorum.

Her sabah yeni bir acı habere uyanıyoruz. Enkazların arasından çıkarılan çocuklar, evlatlarını toprağa veren anne ve babalar, hastane koridorlarında yaşam mücadelesi veren yaralılar, açlık ve susuzlukla sınanan yüz binlerce insan… Gazze'de yaşananlar artık yalnızca bir savaşın sonucu değil; insanlığın vicdanını, adalet anlayışını ve uluslararası sistemi sorgulatan derin bir trajedidir.

Savaşlar tarih boyunca yaşandı. Ancak hangi gerekçeyle olursa olsun, masum sivillerin hayatını kaybettiği, çocukların geleceğinin karartıldığı ve insanların en temel yaşam haklarından mahrum bırakıldığı hiçbir tablo kabul edilemez. Çünkü savaşların gerçek mağduru her zaman silah taşımayan insanlar olmuştur.

Bu nedenle toplumun her kesiminden güçlü vicdan çağrıları yükselmelidir. İnsan sağlığını korumayı meslek edinmiş bir hekim olarak, Gazze'de yaşanan insani dramın artık yalnızca bölgesel bir mesele olmadığını, bütün insanlığın ortak sorumluluğu hâline geldiğini düşünüyorum. Akan kanın durması, kalıcı bir ateşkesin sağlanması ve insani yardımların hiçbir engelle karşılaşmadan ihtiyaç sahiplerine ulaştırılması, ertelenemeyecek kadar önemli bir zorunluluktur.

Özellikle üzerinde durulması gereken nokta, uluslararası toplumun sorumluluğudur. Diplomatik açıklamalar, kınama mesajları ve iyi niyet temennileri elbette önemlidir; ancak bunların tek başına hayat kurtarmadığı da açıktır. İnsan hayatını merkeze alan somut girişimler, etkin diplomasi ve kalıcı çözümler artık kaçınılmaz bir ihtiyaçtır.

Gazze'deki masum kayıplar yalnızca o bölgenin değil, tüm insanlığın ortak yarasıdır. Çatışmaların durdurulması, kalıcı ateşkesin sağlanması ve insani yardımların engelsiz bir şekilde bölgeye ulaştırılması küresel bir zorunluluktur. Sadece kınama mesajları yayımlamak akan kanı durdurmaya yetmemektedir. Uluslararası toplumun ve diplomatik aktörlerin, siyasi çıkarların ötesine geçerek insani değerleri merkeze alan somut adımlar atması gerekmektedir.

"Masum insanların hayatını kaybettiği bir tabloda kazanan taraf olamaz." Bu cümle, bugün yaşananların en yalın özetidir. Çünkü savaşların sonunda geriye yıkılmış şehirler, parçalanmış aileler ve nesiller boyunca silinmeyecek derin travmalar kalır. Kazananı olmayan savaşların gerçek kaybedeni ise her zaman insanlıktır.

Ez cümle; masum insanların hayatını kaybettiği hiçbir senaryoda "kazanan" taraf yoktur.

Gazze'de yaşanan dram karşısında dünyanın ortak vicdanının daha güçlü bir ses vermesi gerekiyor. Çocukların bombalar altında değil okul sıralarında büyüdüğü, annelerin gözyaşı yerine umut taşıdığı, insanların kendi topraklarında güven içinde yaşayabildiği bir gelecek; siyaset üstü, evrensel bir insanlık idealidir.

Barış yalnızca silahların susması değildir. Barış; adaletin tesis edilmesi, insan onurunun korunması ve yaşam hakkının güvence altına alınmasıdır. Kalıcı ateşkesin sağlanması ve insani yardım koridorlarının kesintisiz açık tutulması artık yalnızca diplomatik bir talep değil, vicdan sahibi herkesin ortak beklentisi olmalıdır.

Gazze'nin bugün en fazla ihtiyaç duyduğu şey yeni çatışmalar değil; susan silahlar, uzanan yardım eli ve kalıcı barıştır. Çünkü insanlık, ancak barışın egemen olduğu bir dünyada gerçek anlamda nefes alabilir.