Bugün Mardin'in, Midyat'ın, Şanlıurfa'nın, Diyarbakır'ın çocukları da yarının bilim insanları ve mühendisleri olabilir.

Bazı yolculuklar vardır, insan gittiği yerden yalnızca gördükleriyle değil, düşündükleriyle döner. Şanlıurfa’da düzenlenen TEKNOFEST Güneydoğu benim için böyle bir yolculuk oldu.

Bir gazeteci olarak ailemle birlikte katıldığım festivalde, Türkiye’nin teknoloji alanında geldiği noktayı yakından görme fırsatı buldum. Televizyon ekranlarında izlediğimiz milli ve yerli teknolojileri bu kez birkaç metre öteden görmek, incelemek ve çocuklarımızın heyecanına şahit olmak bambaşka bir duyguydu.

TEKNOFEST alanı gerçekten çok büyük. Bir-iki günde tamamını gezmek neredeyse mümkün değil. Havacılıktan savunma sanayisine, yapay zekâdan robotik sistemlere, insansız araçlardan bilim ve teknoloji atölyelerine kadar çok geniş bir dünya kurulmuş.

Fakat benim için TEKNOFEST'in en önemli tarafı sadece sergilenen araçlar değildi. Çocukların ve gençlerin gözlerindeki heyecandı.

Çünkü bir ülkenin geleceğini anlamak istiyorsanız, çocuklarının neye merak duyduğuna bakmanız gerekir.

Şanlıurfa'daki festival alanını beş günde 1 milyon 300 binden fazla kişi ziyaret etti. Güneydoğu'daki bütün TEKNOFEST etkinlikleri birlikte değerlendirildiğinde ziyaretçi sayısı 1,5 milyonun üzerine çıktı.

Bu rakam bana göre yalnızca bir ziyaretçi sayısı değildir.

Bu, toplumun teknolojiye olan ilgisinin ve gençlerin geleceğe dair merakının göstergesidir.

TEKNOFEST'te uçaklara, insansız hava araçlarına ve savunma teknolojilerine bakarken bir başka isim de sürekli aklımdan geçti:

Savurlu Prof. Dr. Aziz Sancar.

Mardin'in Savur ilçesinden çıkıp bilim dünyasının zirvesine ulaşan, 2015 yılında Nobel Kimya Ödülü'nü kazanan Aziz Sancar, aslında bu coğrafyanın çocuklarına verilebilecek en güçlü mesajlardan biridir.

Sancar'ın hikâyesi bize şunu gösteriyor:

Başarı için doğduğunuz yer değil, hedefiniz, azminiz ve çalışmanız önemlidir.

Kendisinin gençlere verdiği mesaj da son derece anlamlı: Başarıyı getiren temel unsurların azim, inanç ve çaba olduğunu söylüyor.

İşte TEKNOFEST'te gördüğüm gençlere bakarken bunu düşündüm.

Belki bugün bir çocuğun elindeki küçük bir proje, yıllar sonra büyük bir teknolojiye dönüşecek.

Belki bugün yarışmaya katılan bir genç, yarın dünyanın önemli mühendislerinden biri olacak.

Belki de aralarından yeni Aziz Sancarlar çıkacak.

Bu nedenle TEKNOFEST'i sadece uçakların, robotların ve teknolojik araçların sergilendiği bir festival olarak görmemek gerekiyor.

Burası aynı zamanda çocuklara ve gençlere verilen bir mesajdır:

“Sen de yapabilirsin.”

Güneydoğu açısından bunun ayrı bir anlamı var.

Mardin'de insansız kara araçları yarışmalarının düzenlenmesi, bölgedeki gençlerin teknoloji yarışmalarında yer alması ve Midyat'ta öğrencilerin bilim projeleri üretmesi bize önemli bir fırsat sunuyor.

Kadim şehirlerimizin sadece geçmişiyle değil, geleceğiyle de konuşmamız gerekiyor.

Midyat'ın taş evleri ve tarihi kadar, gençlerinin geliştirdiği teknoloji projeleriyle de anılması neden mümkün olmasın?

Savur'un Aziz Sancar'ı nasıl dünya bilimine katkı sunduysa, bugün Mardin'in, Midyat'ın, Şanlıurfa'nın, Diyarbakır'ın çocukları da yarının bilim insanları ve mühendisleri olabilir.

Yeter ki onların önünü açalım.

Yeter ki meraklarını destekleyelim.

Yeter ki bilimden, eğitimden ve üretimden vazgeçmeyelim.

TEKNOFEST'ten ayrılırken bir gazeteci olarak gördüğüm büyük organizasyonun yanında, bir baba olarak çocukların gözlerindeki heyecanı da gördüm.

Benim için asıl mesele buydu.

Çünkü geleceğin Türkiye'sini bugün gökyüzünde uçan araçlar kadar, o araçlara hayranlıkla bakan çocuklar kuracak.

TEKNOFEST bitti, ama asıl yolculuk şimdi başlıyor.

Şimdi mesele, festivalde oluşan heyecanı okullara, laboratuvarlara, atölyelere ve üretim merkezlerine taşımaktır.

Çünkü gelecek beklenmez.

Gelecek, çalışarak ve üreterek inşa edilir.

Ve belki de yıllar sonra bugün TEKNOFEST'i gezen çocuklardan biri, tıpkı Savurlu Aziz Sancar gibi dünyaya “Ben de bu topraklardan çıktım” diyecektir.

İşte benim TEKNOFEST'ten aldığım en büyük umut budur.

Selahattin EROL
Gazeteci-Yazar

Teknofest’te Gördüğüm Türkiye Ve Geleceğe Dair Umudum (3)