BU TRENİ KAÇIRMAYA LÜKSÜMÜZ YOK!
Selahattin Erol
Bazen bir yatırımın gerçek değerini anlamak için sadece bugüne değil, geleceğe bakmak gerekir.
Mardin, Nusaybin, Şenyurt ve Kızıltepe hattında yıllardır atıl durumda bekleyen demiryolu için bugün tam da böyle bir dönüm noktasındayız.
Yaklaşık 13 yıldır paslanmaya terk edilen raylar, Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları’nın çalışmalarıyla yeniden hayat buluyor. Hat, tren trafiğinin yanı sıra sinyalizasyon, istasyon ve yük taşımacılığında kullanılabilecek lojistik altyapısıyla yeniden bölgenin gündemine geliyor.
Devlet üzerine düşeni yapıyor.
Milyarlarca liralık yatırımla altyapı hazırlanıyor.
Raylar yeniden kullanılabilir hale getiriliyor.
İstasyonlar ve lojistik rampalar hazırlanıyor.
Şimdi asıl soru şu:
Biz bölge olarak bu fırsatı değerlendirebilecek miyiz?
İşte bütün mesele burada.
Çünkü bir demiryolu hattının ekonomik değeri, yalnızca rayların döşenmesiyle ortaya çıkmaz.
O rayların üzerinde yük trenleri çalışıyorsa, fabrikaların ürünleri taşınıyorsa, ihracat yükleri limanlara ulaşıyorsa ve sanayici bu sistemi kullanıyorsa yatırım gerçek anlamda hayat bulur.
Aksi halde dünyanın en modern demiryolu altyapısını kursanız bile, üzerinde yük hareket etmiyorsa ekonomik karşılığı sınırlı kalır.
Bu nedenle artık bekleme zamanı değil.
Harekete geçme zamanı.
BU SADECE MARDİN’İN DEĞİL, BÜTÜN BÖLGENİN MESELESİ
Demiryolunu yalnızca Mardin merkez, Kızıltepe veya Nusaybin açısından değerlendirmek büyük bir eksiklik olur.
Bu hattın ekonomik etkisi çok daha geniş bir coğrafyaya yayılabilir.
Midyat, Savur, Mardin, Kızıltepe ve Nusaybin başta olmak üzere bölgedeki sanayi ve ticaret merkezleri bu lojistik sistemin doğal paydaşlarıdır.
Özellikle Midyat’ın tekstil sektörü, inşaat firmaları ve Savur’daki tekstil fabrikaları açısından yeni bir lojistik model oluşturulabilir.
Burada "Midyat'ta demiryolu yok, o halde bizi ilgilendirmiyor" anlayışına kesinlikle kapılmamak gerekiyor.
Tam tersine...
Demiryolu ile karayolunu birbirinin alternatifi değil, birbirini tamamlayan iki ulaşım sistemi olarak görmek zorundayız.
Midyat’taki bir tekstil fabrikasının ürününü kamyon veya tırla en uygun lojistik rampaya ulaştırması, oradan demiryoluyla uzun mesafeli taşımacılığa aktarılması mümkündür.
Aynı şekilde Savur’daki tekstil fabrikalarının ürünleri de karayolu bağlantısıyla demiryolu ağına entegre edilebilir.
Bu sistem yalnızca ihracat için değil, yakın il ve ilçelere yapılan ticari sevkiyatlar açısından da değerlendirilebilir.
MİDYAT TEKSTİLCİSİ İÇİN YENİ BİR KAPI
Midyat son yıllarda tekstil alanında önemli bir üretim merkezi haline gelmeye başladı.
Üretim arttıkça doğal olarak hammadde ve mamul ürün taşımacılığı da artıyor.
Bir tekstil fabrikası için ürünün zamanında, güvenli ve ekonomik biçimde müşteriye ulaştırılması en az üretim kadar önemlidir.
Burada demiryolu ciddi bir avantaj sağlayabilir.
Midyat’tan tır veya kamyonla istasyona ulaştırılan ürün, uzun mesafede demiryoluyla taşınabilir.
Bu model sayesinde özellikle yüksek tonajlı ve düzenli sevkiyat yapan işletmelerin lojistik maliyetlerinde avantaj sağlanabilir.
Aynı durum inşaat sektörümüz için de geçerlidir.
İnşaat firmalarının kullandığı çimento, demir, yapı malzemeleri ve diğer yüksek tonajlı ürünlerin taşınmasında demiryolunun sağlayabileceği imkanlar mutlaka masaya yatırılmalıdır.
Bugün bir inşaat firmasının lojistik gideri, toplam maliyet içerisinde ciddi bir kalem oluşturabiliyor.
Dolayısıyla ucuz, güvenli ve yüksek kapasiteli taşıma seçenekleri, doğrudan sektörün rekabet gücüne etki eder.
SAVUR’U DA BU HESABIN İÇİNE KATMALIYIZ
Savur da bu denklemde unutulmaması gereken ilçelerimizden biridir.
Özellikle tekstil fabrikalarının üretim ve sevkiyat kapasitesi dikkate alınarak Savur'un bölgesel lojistik planlamaya dahil edilmesi gerekiyor.
Savur'daki üretim, karayolu bağlantıları üzerinden demiryolu sistemine entegre edilebilir.
Burada amaç her yükü trene bindirmek değildir.
Amaç, hangi yükün karayolu, hangi yükün demiryolu ile daha ekonomik taşınabileceğini belirlemek ve iki sistemi birlikte kullanmaktır.
Dünyada lojistik sektörünün ulaştığı nokta da zaten budur.
Bir yük fabrikadan kamyonla çıkar, lojistik merkezde trene aktarılır, uzun mesafeyi demiryoluyla gider ve son noktaya yeniden kamyonla ulaştırılır.
Bu modele kombine taşımacılık deniyor.
Mardin ve çevresi için de böyle bir sistem neden kurulmasın?
IRAK VE SURİYE BOYUTUNU DA UNUTMAMALIYIZ
Mardin’in en büyük avantajlarından biri coğrafi konumudur.
Bölgemiz Türkiye’nin güney ticaret koridorlarının önemli noktalarından biridir.
Irak ve Suriye ile olan ticari ilişkilerimiz düşünüldüğünde, kurulacak güçlü bir lojistik ağın gelecekte çok daha büyük bir ekonomik değer taşıması mümkündür.
Yakın il ve ilçelere yapılacak sevkiyatlarda tır ve kamyonlar kullanılabilir.
Irak ve Suriye yönündeki ticarette de karayolu taşımacılığı önemli rol oynamaya devam edebilir.
Ancak Türkiye'nin iç bölgelerinden veya limanlardan bölgeye gelen yüksek tonajlı yüklerin demiryoluyla taşınması, ardından tır ve kamyonlarla sınır ticareti ve bölgesel dağıtıma aktarılması gibi modeller geliştirilebilir.
Yani mesele:
"Tren mi, kamyon mu?"
değil.
Asıl mesele:
"Tren ve kamyonu nasıl birlikte kullanabiliriz?"
sorusudur.
MERSİN LİMANI BİZİM İÇİN NEDEN ÖNEMLİ?
Mardin’in üretim kapasitesinin en önemli ihtiyaçlarından biri dış pazarlara ulaşım.
Ürettiğiniz ürün ne kadar kaliteli olursa olsun, onu pazara ekonomik şekilde ulaştıramıyorsanız rekabet gücünüz azalır.
Mersin Limanı bu açıdan bölge için kritik bir çıkış noktasıdır.
Mardin ve çevresindeki fabrikaların ürünlerinin limana daha ekonomik ve düzenli şekilde ulaştırılması, ihracatçının maliyetlerini doğrudan etkileyebilir.
Bu nedenle demiryolunun Mersin bağlantısı yalnızca bir ulaşım projesi olarak görülmemeli.
Bu, Mardin'in ihracat geleceği açısından stratejik bir lojistik mesele olarak ele alınmalıdır.
ASIL SORUN: YÜKÜ NASIL OLUŞTURACAĞIZ?
Burada açık konuşmak gerekiyor.
Devlet altyapıyı hazırlayabilir.
Ancak trenin çalışması için yük gerekiyor.
Yük treninin hareket edebilmesi için de işletmelerin talep oluşturması gerekiyor.
Bu nedenle bölgemizde ciddi bir lojistik envanter çalışması yapılması şart.
Mardin'de ne kadar tekstil üretiliyor?
Midyat'taki tekstil fabrikalarının yıllık sevkiyat kapasitesi ne kadar?
Savur'daki fabrikaların taşıdığı ürün miktarı nedir?
Kızıltepe OSB'nin yıllık yük potansiyeli nedir?
Nusaybin'in ticari ve sınır ticareti kaynaklı taşıma kapasitesi ne kadar?
İnşaat sektörünün yıllık yüksek tonajlı malzeme ihtiyacı nedir?
Bu soruların tamamının rakamlarla ortaya konulması gerekiyor.
Çünkü elinizde veri yoksa yatırımcıya ve kamu kurumlarına güçlü bir dosya sunamazsınız.
Ama bölgenin yıllık milyonlarca tonluk taşıma potansiyelini ortaya koyabilirsek, demiryolunun ekonomik önemi de çok daha net görülecektir.
ODALAR ARTIK SADECE TOPLANTI YAPMAMALI
Başta Mardin, Kızıltepe ve Nusaybin Ticaret ve Sanayi Odaları olmak üzere bölgedeki meslek kuruluşlarına burada büyük görev düşüyor.
Oda başkanlarımızın bir araya gelerek sanayicilerden somut veriler toplaması gerekiyor.
"Demiryolu önemli" demek yetmez.
Ne kadar yük taşıyacağımızı söylememiz gerekiyor.
Hangi firma ne kadar yük verecek?
Hangi tarihlerde sevkiyat yapacak?
Hangi ürünler taşınacak?
Hangi istasyon kullanılacak?
Hangi limana veya lojistik merkeze gönderilecek?
Bütün bunların planlanması gerekiyor.
Sanayicilerimizin talepleri toplu şekilde TCDD'ye iletilmeli ve sürdürülebilir bir yük taşımacılığı modeli oluşturulmalıdır.
"BAŞKASI YAPSIN" DİYEREK BEKLERSEK KAYBEDERİZ
Bölge olarak zaman zaman yaptığımız en büyük hatalardan biri, bir fırsat ortaya çıktığında herkesin ilk adımı başkasından beklemesidir.
Sanayici odadan, oda siyasetten, siyasetçiden kamu kurumundan, kamu kurumundan da özel sektörden adım beklerse sonuç alamayız.
Bu nedenle ortak bir irade gerekiyor.
Sanayici + oda + OSB + yerel yönetim + siyaset + kamu kurumları
aynı masada buluşmalı.
Ortaya somut bir yol haritası konulmalı.
Bu işin siyasi görüşü, ilçesi veya kurumu olmamalı.
Çünkü mesele hepimizin ortak meselesidir.
BUGÜN ATILAN ADIM, YARININ LOJİSTİK MERKEZİNİ KURABİLİR
Mardin'in yalnızca ürün üreten bir bölge olarak değil, ürünlerin toplandığı, taşındığı, depolandığı ve dağıtıldığı bir lojistik merkez olarak konumlanması gerekiyor.
Bunun için demiryolu çok önemli bir başlangıç noktası olabilir.
Midyat ve Savur karayolu bağlantılarıyla sisteme dahil edilebilir.
Mardin ve Kızıltepe'deki sanayi bölgeleri demiryolu taşımacılığından yararlanabilir.
Nusaybin ise sınır ticareti ve bölgesel ticaret açısından bu ağın önemli halkalarından biri haline gelebilir.
Böylece farklı ilçelerin ekonomik gücü aynı lojistik sistem içerisinde birbirini tamamlayabilir.
BU TREN SADECE YÜK TAŞIMAYACAK
Aslında bugün konuştuğumuz şey bir tren değil.
Bir ekonomik gelecek.
Çünkü demiryolu aktif hale geldiğinde bunun arkasından başka yatırımlar da gelebilir.
Depolama tesisleri...
Lojistik merkezler...
Nakliye şirketleri...
Yeni sanayi yatırımları...
İhracat firmaları...
İstihdam...
Bütün bunlar birbirini tetikleyebilir.
Bir bölgenin lojistik altyapısı güçlendikçe, yatırımcı açısından o bölgenin cazibesi de artar.
Bu nedenle demiryolunun yeniden işler hale gelmesini sadece bugünün ulaşım ihtiyacı olarak değerlendirmek büyük bir hata olur.
Bu, Mardin'in gelecek 20-30 yıllık ekonomik planlamasının parçalarından biri olarak görülmelidir.
ARTIK SÖZ DEĞİL, SOMUT ADIM ZAMANI
Ben buradan başta Midyat, Savur, Mardin, Kızıltepe ve Nusaybin'deki iş dünyasına açık bir çağrı yapmak istiyorum.
Gelin, bu fırsatı kaçırmayalım.
Midyat tekstilcileri bir araya gelsin.
Savur'daki tekstil fabrikalarının taşıma kapasitesi ortaya çıkarılsın.
İnşaat firmalarının lojistik ihtiyaçları belirlensin.
Kızıltepe ve Mardin OSB'lerinin yük potansiyeli hesaplanarak ortak bir dosya hazırlansın.
Nusaybin'in sınır ticareti ve bölgesel lojistik potansiyeli bu çalışmaya dahil edilsin.
Tırlar ve kamyonlar demiryolunun rakibi değil, tamamlayıcısı olarak planlamaya dahil edilsin.
Ve bütün bu veriler TCDD ile paylaşılacak kapsamlı bir lojistik projeye dönüştürülsün.
Çünkü bugün yapmazsak yarın çok geç olabilir.
RAYLAR HAZIR. ŞİMDİ SIRA BİZDE
Yıllardır "Demiryolu ne zaman gelecek?" diye sorduk.
Şimdi artık başka bir soru sormalıyız:
"Demiryolu geldiğinde biz hazır mıyız?"
Devlet önemli bir yatırım yaptı.
Rayları yeniden hayata döndürdü.
Altyapıyı hazırladı.
Lojistik imkanları oluşturdu.
Şimdi sıra bizde.
Sanayicimizde...
Tüccarımızda...
Tekstilcimizde...
İnşaat sektörümüzde...
Oda başkanlarımızda...
OSB yönetimlerimizde...
Yerel yöneticilerimizde...
Ve siyasilerimizde...
Bu fırsatı değerlendirebilirsek Mardin ve çevresi yalnızca yük taşımayacak.
Ekonomisini, üretimini, ihracatını ve geleceğini de taşıyacak.
Bugün rayların kenarında durup trenin geçmesini seyretme zamanı değil.
O trenin yükünü oluşturma zamanı.
Çünkü önümüzde tarihi bir fırsat var.
Ve açık konuşalım:
Next




