Irkçılığa Karşı Kardeşlik Reçetesi: “Bu reçete, sadece bir tarihî hatırlatma değil; yol gösterici bir pusuladır.”
“Irkçılık mı, Kardeşlik mi?” başlıklı yazımızda, farklılıkların düşmanlık değil zenginlik olduğunu; İslâm’ın ve Bediüzzaman’ın nazarında kardeşlik hukukunun nasıl birleştirici bir rol üstlendiğini ele almıştık.
Bu günkü yazımda Bediüzzaman’ın Gözüyle Irkçılığa Karşı Kardeşlik Reçetesini irdeleyeceğim.
“Cumhuriyetin kuruluş sürecinde şekillenen vatandaşlık anlayışı, Kürt kimliğini görünmez kıldı. Bu inkâr, eğitim, hukuk ve kültür alanlarında derin yaralar açtı.”
Ancak bu mesele sadece anayasal ve siyasal düzlemde değil; aynı zamanda vicdanî ve imanî bir düzlemde de ele alınmalıdır. Çünkü bir toplumu bir arada tutan en güçlü bağ, ortak anayasa değil; ortak inanç, ortak değer ve ortak kaderdir.
Bu noktada Bediüzzaman Said Nursî’nin Türk–Kürt ilişkisine dair ortaya koyduğu yaklaşım, hem tarihî hem de ahlâkî bir reçete sunar. Irkçılığa karşı kardeşliği esas alan bu yaklaşım, bugün hâlâ geçerliliğini koruyan bir çözüm modelidir.
Bizi Bölen Ne, Bizi Birleştiren Ne?
1. Irkçılık Değil, Müspet Milliyetçilik
Bediüzzaman’a göre millet olmanın temeli ırk değil; din ve vatan birliğidir. Menfî milliyetçilik ve ırkçılık, İslam âlemini parçalamak için dış güçler tarafından ekilen nifak tohumlarıdır. Kavimler ve aşiretler çatışmak için değil, tanışmak ve yardımlaşmak için vardır.
2. Hamiyet-i Diniyenin Canlanması
Asya’nın ve İslam dünyasının ayağa kalkması, din ve kalbin ihyasıyla mümkündür. Hamiyet-i diniye; cesareti, fedakârlığı, şefkati ve izzet-i İslamiyeyi beraberinde getirir.
3. İslam Kardeşliği ve Muhabbet
İman birliği, kalplerin birliğini; kalplerin birliği ise sosyal dayanışmayı doğurur. Aynı Allah’a iman eden, aynı kıbleye dönen, aynı peygamberin ümmeti olan insanların; örümcek ağı kadar zayıf sebeplerle birbirine düşman olması büyük bir zulümdür.
4. Düşmanlığın Terk Edilmesi
Bediüzzaman’a göre Müslümanların en büyük hastalıklarından biri “adavete muhabbet”tir. Oysa hayatı ayakta tutan muhabbet, toplumu yıkan ise düşmanlıktır. Çare, inkârda değil; adalette. Güçte değil; muhabbette. Eğer gerçekten terörsüz ve huzurlu bir Türkiye istiyorsak, önce kalplerimizi ırkçılıktan arındırmak zorundayız.
5. Suçun Şahsiliği ve Adalet-i Mahza
Bir kişinin hatasıyla bir ailenin, bir aşiretin veya bir milletin suçlanması adalet değildir. Bediüzzaman, bu zalimane düstura karşı net tavır alır: "Birisinin hatasıyla başkası mesul olmaz."
“Terörsüz Türkiye” ancak tüm yurttaşların eşit haklara sahip olduğu bir hukuk düzeninde mümkündür. Adaletin herkese eşit uygulanmadığı bir yerde güvenlik politikaları kalıcı barış getiremez.
6. Hürriyet ve Demokratik Katılım
Tahakküm ve istibdat, Müslümanların geri kalmasının temel sebeplerindendir. Hürriyet ve meşru demokratik katılım, istibdadın panzehridir.
Silahların sustuğu bir ortamda siyasetin güçlenmesi, farklı kimliklerin demokratik zeminde kendini ifade edebilmesi, terörün zeminini ortadan kaldırır.
7. Asayiş ve Huzur
Her türlü dünyevî saadetin temeli huzurdur. İstikrar ve asayişin olmadığı bir yerde yatırım da olmaz, ticaret de.
8. Türk ve Kürt’ün Kader Birliği
Kürtlerin dünyevî ve uhrevî saadeti, Türklerin saadetinden ayrı değildir. Bu iki millet tarih boyunca etle tırnak gibi yaşamış, sevinci de acıyı da birlikte paylaşmıştır.
Bu topraklarda Türk’ü Kürt’ten, Kürt’ü Türk’ten ayırmak mümkün değildir. Türk’ün huzuru Kürt’ün huzurundan, Kürt’ün selâmeti Türk’ün selâmetinden ayrı değildir.
9. İslami Şuur ve Dış Güçlerin Oyunları
Irkçılık ve bölücülük fitnesi, zalim Avrupa devletleri tarafından Müslümanların arasına atılmıştır. Bugün de dış güçler bu fitneyi körüklemektedir.
10. Eğitim ve Medresetü’z-Zehra Modeli
Cehalet bütün problemlerin anasıdır; ilim ise en tesirli reçetedir. Din ve fen ilimlerinin birlikte okutulduğu bir model, bölgenin kalkınması için şarttır.
11. Ekonomik Kalkınma ve Refah
Fakirlik, İslam âleminin üç temel düşmanından biridir. Devlet yatırımları ve halkın üretime yönelmesi birlikte yürütülmelidir.
Sonuç
Bediüzzaman’ın kurtuluş reçetesi:
· Şeriat dairesinde ittihad-ı kulub (Kalplerin ittihadı)
· Muhabbet-i milliye (Muhabbet)
· Maarif (Eğitim)
· Sa'yi insani (Çalışmak)
· Terk-i sefahet (Sefahati terk)
Milletimizin gücünü kıran, evlatlarını toprağa gömdüren ve dış güçlere muhtaç eden ırkçılık belası, kalplerden sökülüp atılmadıkça huzur ve birlik tesis edilemez. Türkler ve Kürtler; aynı imanla, aynı vatanla ve aynı tarihle yoğrulmuş iki kadim dosttur. Çare, kardeşlikte; çözüm, adalette; istikbal ise muhabbetin yeniden diriltilmesindedir.
Çözüm sürecinde eksik kalan en önemli boyutlardan biri, toplumun geniş kesimlerinin sürece dahil edilmemesiydi. Kalıcı barış için sadece devlet–örgüt eksenli değil, halkın katılımını sağlayan geniş bir toplumsal diyalog zemini gerekir.
“Terörsüz Türkiye, ancak adaletin ve eşit yurttaşlığın hâkim olduğu bir toplumsal sözleşmeyle mümkündür. Tarihten ders almak, geleceği birlikte kurmanın en sağlam yoludur.”
Çare; inkârda değil, adalette…
Çözüm; tahakkümde değil, muhabbette…
İstikbal ise kardeşliğin yeniden ihyasındadır.





