Türkiye’de cezaevinden çıkan her iki çocuktan biri yeniden suç işliyor. Bu sadece bireysel bir hata değil; sistemin çocukları suç döngüsüne ittiğinin en çarpıcı göstergesi. Çocuk suçluluğu artık bir güvenlik meselesi değil, toplumsal bir alarmdır.

İlk oyuncağı bir sopa, ilk rol modeli sokaktaki çete lideri olan çocuklar var. Suç, bireysel bir tercih değil; ihmalin, eksik sistemin sonucudur. Sokakta suça sürüklenen her çocuk, kaybedilmiş bir geleceğin habercisidir.

Parçalanmış aile yapısı, ekonomik yoksunluk, aile içi şiddet… Bunlar, çocuğun şiddeti normalleştirmesine yol açıyor. Sosyal medya ve ekran bağımlılığı bu tabloyu ağırlaştırıyor. Çocuk, gördüğünü öğreniyor; taklit ediyor; zamanla içselleştiriyor.

Cezaevinden çıkan çocukların yarısının tekrar suç işlemesi, cezalandırmanın çözüm olmadığını gösteriyor. Bazıları için cezaevine girmek “statü” hâline gelirken, suç bir kariyer yolu oluyor. Kimsesiz ve korunmasız çocuklar, çetelerin en kolay hedefi haline geliyor.

Sorun, cezaevinde değil; çocuk suç işlemeye başlamadan önceki yaşam alanlarında başlıyor: aile, sokak, okul, ekran başı… Önlem alınmazsa cezaevleri sadece bir “suç okulu” olmaya devam eder.

Mezhep Siyaseti ve Kaybolan Ümmet Aklı
Mezhep Siyaseti ve Kaybolan Ümmet Aklı
İçeriği Görüntüle

Ne yapılmalıyız?

  • Sosyal destek artırılmalı; aileler ekonomik ve psikososyal olarak güçlendirilmeli.
  • Eğitim sistemi risk altındaki çocukları erken tespit edecek şekilde düzenlenmeli.
  • Sanat, spor ve sosyal faaliyetler çocukların aidiyet duygusunu güçlendirmeli.
  • Medya ve sosyal medya denetlenmeli; şiddet içerikleri sınırlandırılmalı.
  • Cezaevleri rehabilitasyon merkezine dönüşmeli; mesleki eğitim, psikolojik destek ve topluma yeniden kazandırma projeleri sunulmalı.

Çocukların suça sürüklenmesi bir güvenlik meselesi değil, bir toplum meselesidir. Aileden medyaya, eğitimden hukuka kadar her alanda ortak bir sorumluluk gerektirir. Bugün bu sorumluluğu üstlenmezsek, yarın suçun büyüdüğü değil, normalleştiği bir toplumla karşı karşıya kalırız. O zaman konuşacağımız şey çocuklar değil, kaybedilmiş bir gelecek olur.