Anne Karnından Çıkmak İstemeyen Bebek. "Doğum bebek için ne ise, ölüm de insan için odur." Zindandan Bahara

Bir an için anne karnındaki bir bebeği düşünelim...

Daracık bir mekânda yaşıyor.

Karanlık bir âlemde bulunuyor.

Bütün ihtiyaçları hazır geliyor.

Yediğini içtiğini düşünmüyor.

Hayatını sürdürmek için hiçbir gayret göstermiyor.

Şimdi ona deseler ki:

"Yakında buradan çıkacaksın."

Belki korkacaktır.

Belki endişelenecektir.

Hatta şöyle diyecektir:

"Buradan çıkınca ne olacak? Ya dışarıda hayat yoksa? Ya bu güvenli yerimi kaybedersem?"

Çünkü bildiği tek dünya anne karnıdır.

Gözünün gördüğü, aklının kavradığı sınır orasıdır.

Fakat vakit gelip doğduğunda ne olur?

Daracık bir mekândan çıkar.

Geniş bir dünyaya gözlerini açar.

Işığı görür.

Renkleri görür.

Çiçekleri görür.

Gökyüzünü görür.

Ve en önemlisi, kendisini sevgiyle bekleyen annesinin kucağına kavuşur.

Artık ona:

"Tekrar anne karnına dönmek ister misin?" diye sorsalar, elbette istemez.

Çünkü anlar ki anne karnı bir son değilmiş.

Daha büyük bir hayatın başlangıcıymış.

İnsanın dünya hayatı buna benzer.

Bediüzzaman Said Nursî'nin ifadesiyle dünya, ahirete nispetle bir zindan hükmündedir.

Biz de bu dünyanın sınırları içinde yaşarken, tıpkı anne karnındaki bebek gibi ölümden korkuyoruz.

Çünkü ölümün ötesini tam göremiyoruz.

Bilinmeyenden ürküyoruz.

Oysa doğum, bebek için ne ise; ölüm de insan için odur.

Anne karnı dünya gibidir.

Doğum ise ölüm...

Bebek doğumla annesinin şefkatli kucağına kavuşur.

İnsan da ölümle Rabbinin sonsuz rahmetine yönelir.

Bebek anne karnından çıkarken hayatının bittiğini zannetseydi ne kadar yanılırdı.

Biz de ölümü her şeyin sonu zannettiğimizde aynı yanılgıya düşeriz.

Kabir bir son değil...

Tıpkı doğum kapısı gibi, daha geniş ve daha güzel bir âleme açılan geçittir.

Anne karnındaki bebek dışarıdaki hayatı bilmediği için korkar.

İnsan da ahireti yeterince tanımadığında korkar.

Fakat nasıl ki doğum bir yok oluş değil yeni bir başlangıç ise, ölüm de bir yok oluş değil ebedî hayatın başlangıcıdır.

Belki de kabir korkusunu azaltacak en önemli şey, toprağın altına değil; toprağın ötesine bakabilmektir.

Çünkü ölüm, karanlığa düşmek değil; sonsuz rahmetin davetine icabet etmektir.

"Doğum bebek için ne ise, ölüm de insan için odur."

Dün ölümden korktuk.

Bugün kabirden...

Yarın ise henüz gelmemiş günlerden korkuyoruz.

Bir sonraki yazımızda, mutluluğun önündeki bir başka perdeyi aralayacağız:

Gelecek korkusu beni mutsuz ediyor.

Görüşmek ümidiyle… Mutlu kalın.