Kütüphaneler

Bir toplumu var eden ve onu ayakta tutan en önemli kaynaklarından biri de bilgidir. Yazarların ve bilim insanlarının aktardığı bilgiler, toplumu ileriye taşıdığı gibi dünyanın daha güzel ve müreffeh olmasını da sağlar. İnsan, ancak kendini ve dünyayı bildiği kadardır. Kütüphaneler, insanı kendinden daha ileriye taşıyabilecek geniş çaplı bilgilerle donatılmıştır. Bu nedenledir ki kütüphaneler, bir toplumun kalbini oluşturan kültür merkezleridirler. İnsanlar araştırmalar yapmak, duygu ve düşüncelerini geliştirmek, yaratıcı gücüne güç katmak amacıyla kütüphanelere giderler.

Kütüphanenin faydaları;

  1. Kütüphaneler çok sayıda kaynağa, bilgi ve beleye ulaşabilme imkânı sağlar.
  2. Kütüphanelerde kitap değişimi sayesinde daha çok kitap okuma fırsatı elde edebilir.
  3. Kütüphane kitap okuma alışkanlığının gelişmesine katkı sağlar.
  4. Kütüphane insana ufuk derinliği kazandırır.
  5. Kütüphane insan hayatına anlam derinliği kazandırır.
  6. Kütüphane insan hayatına değer katar.
  7. Kütüphane toplumu birleştirir.
  8. Kütüphane toplumda barış ve huzurun yerleşmesini sağlar.
  9. Kütüphane yeni dostluklar kazanmasını sağlar.
  10. Kütüphane sosyal ilişkilerin gelişmesini sağlar.
  11. Kütüphane insan hayatında anlamlı bir yol olur.

İnsanoğlu, yazının bulunmasıyla; sosyal hayatın her alanıyla ilgili düşüncelerini, fikirlerini, hayallerini, tasarılarını, icatlarını, keşiflerini bir şekilde yazıya dökmüş ve gelecek nesillere aktarılmasını sağlamaya çalışmıştır.

Ancak, bu gün olduğu gibi tarih boyunca; medeniyetler arasında sürekli bir çekişme, bir mücadele bir rekabet olagelmiştir. Güçlü olan, güçsüz olanın topraklarını, yeraltı ve yerüstü zenginlik kaynaklarını ele geçirmek,  karşı tarafın bilgisinden istifade etmek ve bazen de karşı tarafı bilgi yönden zayıflatmak istemiştir.  Bu nedenle savaşlar bahane edilmiş, karşı tarafın kütüphanelerinde bulunan eserler çalınmış veya yakılmıştır.

Zengin kütüphanelere sahip medeniyetler, diğerlerine nazaran tarımda,  sanayide ve teknolojide daha çabuk adım atmışlardır. Bu nedenle Kütüphaneler en büyük zenginlik kaynağımız olması hesabıyla sıkı sıkıya sarılıp korumalıyız diye düşünüyorum. Bundan yola çıkarak, şirin ilçemize her daim yardımlarını esirgemeyen, KÜTÜPHANE gibi anlamlı ve bir o kadar da değerli eseri kazandıran hemşerimiz, işadamı Sayın Mahsum ALTUNKAYA’ya ve her zaman onun yanında duran, destekleyen, önünü açan Sayın Kaymakamımız ve Belediye Başkanımıza minnet borçluyuz. 

Tarih boyunca yaşanan pek çok savaş, insanları ve doğayı yerle bir ettiği gibi kütüphaneleri de yok etmiştir.  Tarihte yakılan belli başlı kütüphanelere bir göz atalım.                                              

Konstantinapol İmparatorluk Kütüphanesi, tarih boyunca pek çok depremi ve yangını atlatmıştır. İçerisinde dünyanın en kapsamlı Antik Yunan ve Roma eserleri bulunan bu kıymetli yapı, ne yazık ki 1204 yılındaki Haçlı ordusunun yağma ve yıkımları karşısında dayanamamış ve harap olmuştur.

İskenderiye Kütüphanesi Dünyanın en büyük kütüphanesi olarak kabul edilen bu kütüphane farklı dönemlerde pek çok savaş ve yıkım tehdidiyle karşı karşıya kalmış ve kademe kademe yıkılmıştır. Ancak ilk olarak M.Ö 48 yılında çıkan bir iç savaş sırasında yandığı düşünülmektedir.

Glasney Üniversitesi Kütüphanesi İskenderiye Kütüphanesi Cornish halkı 15. yüzyıla kadar İngiltere’nin güney batısında yaşamakta ve kendine özgü bir dil konuşmaktaydı. Glasney Üniversitesi Kütüphanesi de Cornish halkı için oldukça önemli bir kültür merkeziydi. Ancak kendisini İngiltere Kilisesi’nin dini lideri olarak ilan eden VIII. Henry’nin hedefi oldu ve harap edildi.

Beyt’ül Hikmet Abbasiler tarafından 9. yüzyılın başlarında Bağdat’ta kurulan Beyt’ül Hikmet, oldukça önemli bir kültür ve bilim merkeziydi. Zaten adı da böyle bir anlam taşıyordu (Hikmetler Evi, İlim İrfan Yuvası). Dünyanın pek çok yerinden düşünürlerin buluştuğu bu merkezde Yunanca, Farsça, Latince ve Hintçe eserler Arapça’ya çevrilerek incelemeler yapılırdı. Ancak Moğollar tarafından yerle bir edilen kütüphane, biliminin altın çağına ev sahipliği yapan bir merkez olarak görülmekteydi.

Yucatan,Özellikle orta Amerika kültürüne dair pek çok önemli kaynağın barındırıldığı Yucatan, 1562 yılında İspanyollar tarafından istila edildikten sonra ordunun rahibi Piskopos Diego de Landa’nın emriyle içindeki bütün el yazmalarının yakılmasını emretmesiyle yok olur. Çünkü Piskopos, el yazmalarının şeytanın yalanları olduğuna inanmaktadır. Yakılan eserler arasında maya el yazmaları da bulunmaktadır.

Jaffna Halk Kütüphanesi Cinsellikle ilgili araştırmaların yapıldığı ve öncüsü olduğu bu enstitü, I. Dünya Savaşı’nın hemen ardından Berlin’de kuruldu. Özellikle LGBT bireylerle ilgili yaptığı çalışmalarla dikkat çeken enstitü, 1933 yılında Nazilerin iktidara gelmesiyle birlikte pek çok saldırıya uğradı ve harap edildi. Jaffna Halk Kütüphanesi, 1930’lu yıllarda Sri Lanka’da kurulmuş ve Asya kıtasının en önemli bilim merkezlerinden bir tanesi olmuştur. Özellikle palmiye yapraklarına yazılmış olan binlerce antik yazıyı barındıran kütüphane, ülkede 80’li yıllarda yapılan darbe ve çatışmalar sonrasında harap edildi.

Bilge Tapınağı ;  Modern Mısır’ın en önemli arşivleri arasında yer alıyordu. Arap Baharı diye adlandırılan süreçte çıkan çatışmalar sırasında binaya atılan bir Molotof kokteyli ile yanar ve 15. yüzyıla ait pek çok kıymetli eser kurtarılamaz.

Nalanda Budist Okulu 5. yüzyılda kurulduğu düşünülen Nalanda, Hindistan’ın kuzey doğusunda yer alıyordu. Budist okulu olmasının yanında pek çok farklı alandaki düşüncelere de kapılarını açan okul, 1193 yılında Türk asıllı Bahtiyar Halaci tarafından saldırıya uğrar ve harap edilir.

Bağdat Kütüphaneleri ; Bağdat, Buhara ve İskenderiye kütüphaneleri,  Abbasiler devrinde, başta Aristo, Platon ve Sokrates olmak üzere eski Yunan düşünürlerinin eserlerinin Arapçaya çevrilmesiyle Bağdat’ta kültür, bilim ve felsefe ağırlıklı eserlerle dolu dünyanın en büyük kütüphanesi meydana gelmişti. Sonra Moğol hükümdarı Hülagu Bağdat’ın kapılarına dayandı ve ilk iş olarak Bağdat Kütüphanesi’ndeki tüm eserleri Dicle nehrine atarak yok etti. Hepsi el yazması olan kitapların mürekkepleri, Dicle’nin sularının günlerce bulanık akmasına yol açtı. Bağdat Kütüphanesi yüzyıllar önce Moğol istilasına uğramıştı.

İçinde kaç kitap olduğu her kaynağa göre değişmekte ama Ortadoğu’nun en önemli el yazması eserlerinin, İskenderiye kütüphanesi yakılırken kurtarılanların, Sümerler ‘den ve Hz. İsa öncesi dönemden kalma bazı kaynakların bulunduğu kesin. Kütüphanede saklanan değerli maden ve işlemeler alınırken, tüm bunlar yok edilmiş.

Bağdat kütüphanesi ve müzesi ABD’nin  Irak işgaliyle talan edilen Bağdat kütüphanesi ve müzesi var. Sümer, Babil ve Asurlardan kalanların hepsi batılı hırsızların eline geçmiş. Yerli halktan yağmacılar da yazılı eserleri ve bölgenin 1800'lere kadar giden arşivlerini yürütmüşler.

Perse polis Kütüphanesi, “Büyük” denen ama yaptığı bu olayla sıradan bir çapulcudan ileri gitmeyen İskender ve askerleri tarafından yakılmıştır. Zerdüştlüğün 12 bin manda derisine yazılmış olan Avesta adlı kutsal kitabı da bu kütüphanede yakıldı ve yok oldu.

Sibilli (Sibyllaa) Yazıtları(MÖ.75)  İtalya’nın antik dönemine ait bu kütüphane Apollon tarikatı rahipleri tarafından yok edildiği bilinmektedir. Roma’da ki fanatik Apollon tarikatı rahipleri, bağnaz ruhlarını yakan ateşi, Sibilli yazıtlarını yerle bir ederek söndürme yolunu seçmişlerdir.

İstanbul Kütüphanesi Yakıldığı yüzde yüz bilinen gerçeğe en yakın kütüphane yakma olayı İstanbul’da olmuştur.

Haçlılar tarafından yakılmıştır. Ünlü tarihçi Steven Runciman‘ın muhteşem eseri Haçlı Seferleri Tarihi kitabında yazdığı gibi, “Bütün dünya tarihinde dördüncü haçlı seferinden daha büyük bir cinayet işlenmemiştir.”

İstanbul yağmasının tarihte örneği görülmemiştir. Aynı yazar, Fransızlar ve Flamanlar (Hollandalılar)dan oluşan bu güruhun kenti yağmalamada yalnızca “öldürme, ırza geçme ve susuzluklarını gidermek için şarap içerken duraklıyorlardı!”

Bu nedenle, büyük medeniyetler arasında hak ettiğimiz yerde olmak, sosyal hayatın her alanında başarıyı yakalayabilmek, insanımıza konforlu bir hayat sunabilmek, dışa bağlı kalmadan kendi ayağımız üzerinde durabilmek için,  ufkumuzu açacak, gelecek yarınlara ışık tutacak en büyük zenginliğimiz arasında yer alan kütüphanelerimize sahip çıkalım. Saygılarımla...

  

                                                                                                                                     Ali ŞAHİN

YORUM EKLE