Veysi ERKEN

 Algı operasyonu ile fetöcülerin ihanetini hafifletmeye çalışanlar vardır. Özellikle fetöcüleri kendinden zanneden bir kısım “nurcu” taife buna alet edilmektedir.

Tabii ki, fetöcüleri mağdur ve masum gösterme çabası Siyonist haçlı zihniyetinin bir operasyonudur. Bu gerçek asla unutulmamalıdır.

Algı operasyonunda pek çok aparat kullanılmaktadır. Siyasi parti görünümlü gruplardan tutun muhtelif anlayışlara kadar değişik klikler kullanılmaktadır. Bilhassa Siyonistler tarafından ortak bir havuzda cem edilmiş partiler buna öncülük etmekte ve bazı gruplar da kullanılmaya çalışılmaktadır.

Bilhassa Recep Tayyip Erdoğan’ın şahsı hedef alınarak algı operasyonuyla Türkiye’ye ihanet edilmektedir. Allah’ın yardımı ve milletimizin “firaset”i ile bu oyun bozacaktır inşallah.

Aldatma olarak kabul edilen “ihanet” haşhaşi fetö anlayışının vazgeçilmez karekteridir. Dün haşhaşiler nasıl tapınakçılarla işbirliği halinde İslam ve Müslümanlara ihanet etmişse bugün de haşhaşi fetöcüler günümüzün tapınakçılarıyla aynı ihaneti icra ediyorlar.

Değişen bir şey yok. Buradan hareketle diyorum ki, “bütün hainler fetöcüdür denilemez ama bütün fetöcüler haindir”

Ve.

Bütün fetöcülere ihanetin bedeli ödetilmelidir.

Bunu şunun için ifade ediyorum. Bizler Kur’an-ı Kerimi ve onun uygulaması olan sünneti esas almak mecburiyetindeyiz.

Hz. Muhammed s.a.v. vahyin ışığında ihanet konusunda nasıl bir tutum sergilemişse bizim de öyle bir tutum sergilememiz gerekir. İhanet ve Hz. Peygamberin tutumu şöyle ifade edilir.

“İhanet, kişiyi dünyada ve âhirette rezil rüsva edecek bir davranıştır. Hain hem Allah hem de insanların yanında perişan bir kişidir.

İhanet edenleri Allah sevmediği gibi peygamberinden de hainleri asla savunmamasını istemektedir.

Hain hem dünyada hem de âhirette ihanetinin bedelini ödeyecek, cezasını çekecektir. Aslında hain başkasını arkadan vurayım derken kendi eliyle kendisine zarar verecek, ihaneti ilk önce kendisini vuracaktır. Kendi yaptıklarının cezasını ilk önce kendisi çekecektir.

Allah (cc) da ihanet edenleri kendilerine hainlik edenler şeklinde tavsif etmiştir. Bir keresinde Tu"me adında bir kişi Resûlullah"ın yanından Mekke"ye kaçar. Orada irtidat ederek İslâm Dini"nden ayrılır. Ailesini de oradan kaçırmak için oturduğu evin duvarını deler. Tam o delikten geçerken duvar üstüne yıkılır ve onu öldürür. Bu olay üzerine şu âyet-i celîle nâzil olur: “Kendilerine hainlik edenleri savunma! Zira Allah hiçbir haini, hiçbir günahkârı sevmez.” Bir insan için Yüce Allah"ın sevgisinden mahrum kalmak cezaların en büyüğüdür. Hiçbir hain de onun sevgisine nail olamayacaktır.

Allah Resûlü, mazeretsiz olarak kasten ihanet eden hainleri en ağır şekilde cezalandırmıştır. Hendek Savaşı esnasında on bin kişilik müttefik gruplardan oluşan müşrik ordusu Medine"yi kuşatmıştı. Müslümanlarla Yahudilerin aralarında imzalanan antlaşmadan dolayı Medine"ye yapılan bir saldırıya topluca karşılık vermeleri, Medine"yi hep birlikte savunmaları gerekiyordu. Fakat müşrik ordusunu çok güçlü gören ve Müslümanları yok etme fırsatını yakaladıklarını düşünen Kurayzalılar, bu fırsatı kaçırmak istemediler ve antlaşmaya muhalif davranmaya başladılar.

Müslümanlar Hendek Muhasarası sırasında on bin kişilik müşrik ordusundan ziyade Kurayzalıların saldırılarını önlemekle uğraştılar. Bu ihanetten dolayı büyük sıkıntı yaşadılar. Kurayzalılar müşriklere yardım etmekle yetinmeyip Müslümanlara saldırmaya karar verdiler. Bu haber Müslümanlara ulaşınca onlar Medine"de geride bıraktıkları çoluk çocukları, yaşlı ve düşkünler için endişe ettiler. Allah Resûlü, Kurayzalılarla değişik vesilelerle antlaşmaya çalıştı ama kabul etmediler. Hz. Ebû Bekir o günlerde Kurayzalıların yaşattığı endişeyi dile getirirken şu ifadeleri kullanmıştı: “Medine"deki eş ve çocuklarımızla ilgili olarak Kurayzalılardan duyduğumuz korku, Kureyş ve Gatafan"dan duyduğumuz korkudan daha baskın idi.”

Günler Kurayzalıların ihaneti ile geçti. Fakat işler hiç de onların tahmin ettiği gibi olmadı. Onların muhakkak bir hesabı vardı. Ama onların kalplerinde gizlediklerini de açıkladıklarını da bilen Allah"ın da bir hesabı vardı. Allah, Peygamberi"ni yine yardımsız bırakmamıştı: “Ey iman edenler! Allah"ın size olan nimetini hatırlayın. Hani size ordular saldırmıştı da biz onlara karşı bir rüzgâr ve sizin görmediğiniz ordular göndermiştik. Allah ne yaptığınızı çok iyi görmekteydi.” 

Yaklaşık bir ay süren, Allah Resûlü ve yanındakilere çok sıkıntılı günler yaşatan Hendek Savaşı nihayet Allah"ın yardımıyla zaferle sonuçlanmıştı. Hz. Peygamber zafer gecesinin sabahı müşriklerin terk ettikleri ordugâhı inceledi ve Medine"ye döndü. Herkes çok yorulmuştu. Ama herkesin aklının bir köşesinde Kurayzalıların ihanetinin hesabının sorulması vardı. Zira Yüce Allah bu konuda şöyle buyurmuştu: “(Antlaşma yaptığın) bir kavmin hainlik etmesinden korkarsan sen de antlaşmayı bozduğunu aynı şekilde onlara bildir. Çünkü Allah, hainleri sevmez.”  Hz. Peygamber de bu doğrultuda hareket etti. Ashâbına, “Her kim işitmiş ve itaat etmiş ise ikindi namazını Kurayza yurduna varmadan kılmasın!” şeklinde ilânda bulunulmasını emretti. Bu bir çağrıydı. Kurayzalılara karşı yapılacak bir harekâtın çağrısıydı. İhanetin hesabı elbette sorulacaktı. Allah Resûlü bu hesabı sormak için çoktan hazırlanmış, zırhını giymiş, kılıcını kuşanmıştı. Yola çıkıldı ve Kurayza Kalesi"nin önüne geldi Müslümanlar. Hz. Peygamber Kurayzalıların önde gelenleriyle görüşmek istedi. Fakat onlar kalelerine yaklaşmakta olan Allah Resûlü"nü taş ve ok yağmuruna tuttular. Kuşatma başlamıştı artık. Kuşatma uzadıkça Kurayzalıların sıkıntısı da artırıyordu. Kuşatmanın sona erdirilmesi için Allah Resûlü"ne farklı teklifler sundular, fakat o kabul etmedi.”  Hadislerler İslam, Cilt 3. Sayfa 586-587, D.İ.B. Yayını https://hadislerleislam.diyanet.gov.tr/sayfa.php?CILT=3&SAYFA=587

Kurayzalılara karşı Hz. Peygamberin sergilediği tutumu haşhaşi tapınakçı fetöcülere karşı sergilemek durumundayız.

Bunlar iflah olmaz bir ihanetin içindeler bu gerçek bilinmelidir. Tasmaları Siyonist haçlı zihniyetlerinin merkezlerinde olduğundan diyorum ki, “bütün hainler fetöcü değil ama bütün fetöcüler haindir” bedeli ödetilmelidir.

Selam ve Sabırla…