Günümüzde takvimler 14 Şubat’ı gösterdiğinde, dünyanın dört bir yanında olduğu gibi İslam coğrafyasında da büyük bir telaş yaşanıyor.
Günümüzde takvimler 14 Şubat’ı gösterdiğinde, dünyanın dört bir yanında olduğu gibi İslam coğrafyasında da büyük bir telaş yaşanıyor. Ancak bu kutlama çılgınlığı, beraberinde şu soruyu getiriyor: Sevgililer Günü neye göre, kime göre ve ne için kutlanıyor?
1. Kökeni ve Amacı: Kimin İçin Bu Gün?
14 Şubat’ın kökeni, ne yerli bir geleneğe ne de İslami bir temele dayanır. Tarihsel olarak Roma Katolik Kilisesi'nin bir azizi olan Aziz Valentine adına düzenlenen bir anma günü (St. Valentine's Day) olarak ortaya çıkmıştır.
Batı İçin: Başlangıçta dini bir anma olsa da, modern dünyada tamamen kapitalist bir çarkın dişlisi haline gelmiş, tüketimi artırmak için kurgulanmış bir "pazarlama mucizesi"dir.
Bizim İçin: Toplumumuzdaki karşılığı ise çoğu zaman "herkes kutluyor" düşüncesiyle yapılan bir taklitçilikten öteye geçememektedir.
2. İslam ve Müslüman Açısından 14 Şubat
İslam inancına göre bir Müslüman’ın hayat tarzı, vahiyle ve Nebevi öğretilerle şekillenir. Bu bağlamda 14 Şubat'ın kutlanması ciddi bir çelişki barındırır:
Taklitçilik Tehlikesi: Müslümanların, Avrupalıların gelenek ve göreneklerini sorgusuz sualsiz kopyalaması, kültürel bir erozyondur. "Kim bir kavme benzemeye çalışırsa, o onlardandır" hadis-i şerifi, bu noktada kimlik muhafazasının önemini hatırlatır.
Sevginin Nesneleşmesi: İslam'da sevgi ve meveddet (şefkatle karışık sevgi), bir güne sığdırılamayacak kadar kutsaldır. Eşler arasındaki sevgi ibadet hükmündeyken, bunu Batı menşeli bir ritüele indirgemek manevi derinliği zedeler.
3. "Ucube" Bir Kimlik İnşası: Yarış Kiminle?
Makalede değindiğiniz "Avrupalılarla yarışma" hali, maalesef modern Müslüman profilinde bir kimlik bunalımına yol açıyor. Kendi dini yaşantısını ve geleneklerini bir kenara itip, Batı’nın sunduğu "popüler kültürü" İslamileştirmeye çalışmak, ortaya ne tam Batılı ne de tam Müslüman olan hibrid ve ucube bir kimlik çıkarmaktadır.
Önemli Tespit: Kendi bayramlarını (Ramazan ve Kurban) sönük geçiren, ancak 14 Şubat veya yılbaşı gibi günlerde büyük paralar harcayarak yarışa giren bir kitle, aslında kendi medeniyetine yabancılaşmaktadır.
Sonuç: Kutlanmalı mı?
Bir Müslüman için sevgi, 365 gün süren bir emek ve sadakat köprüsüdür. Başka bir inancın ve tüketim kültürünün ürünü olan 14 Şubat’ı kutlamak, sadece ekonomik bir kayıp değil, aynı zamanda manevi bir duruş bozukluğudur. Doğru olan; başkasının kopyası olmak değil, kendi köklerinden beslenen asil bir duruş sergilemektir.
