Mübarek Ramazan ayının yarısını geride bıraktık. On bir ayın sultanı, tefekkürün, arınmanın ve toplumsal dayanışmanın zirveye çıktığı o eşsiz iklimiyle bizi kuşatmaya devam ediyor.

Ramazan’ın Ortasındayız: Camilerimiz Bu Manevi İklime Gerçekten Hazır mı?Mübarek Ramazan ayının yarısını geride bıraktık. On bir ayın sultanı, tefekkürün, arınmanın ve toplumsal dayanışmanın zirveye çıktığı o eşsiz iklimiyle bizi kuşatmaya devam ediyor. Camilerimiz iftar sonrası teravihlerle, gün içinde mukabelelerle dolup taşıyor. Ancak bu yoğun manevi atmosferin tam ortasındayken sormamız gereken bir soru var: Mekanlarımız, yani Allah’ın evleri, bu büyük buluşmaya ne kadar layıkıyla hazır?
Ramazan'ın başında gösterilen o ilk heyecan yerini bazen "rutine" bırakabiliyor. Oysa ibadet, sadece niyetle değil, o niyetin icra edildiği mekanın huzuruyla da kemale erer.
İlk İntiba: Huzur mu, İhmal mi?
Hayatında ilk kez ya da uzun bir aradan sonra Ramazan vesilesiyle camiye gelen bir genci, bir çocuğu veya bir misafiri düşünelim. Karşılaştığı manzara ne oluyor? Soğuk bir zemin, yetersiz ısıtma, bakımsız bir iç mekân veya arızalı bir ses sistemi mi? Ezanın ve Kur’an tilavetinin ruhu okşaması gerekirken, teknik yetersizlikler sebebiyle bu deneyimin rahatsız edici bir gürültüye dönüşmesi büyük bir vebaldir.
Cami; insanı kendine çeken, kapısından girildiği andan itibaren dünyevi telâşeleri dışarıda bırakan bir sükûnet merkezi olmalıdır. İstisnalar elbette başımızın tacıdır; ancak genel tablo birçok yerde hala arzu edilen estetik ve teknik seviyenin uzağındadır.
Cami Estetiği ve Aydınlatma: Şehirlerin Kandilleri
Camiler yalnızca ibadet edilen yapılar değil, İslam medeniyetinin estetik imzasını taşıyan kamusal alanlardır. Ramazan’ın bu nurani gecelerinde bile minarelerin sönük kaldığı, avluların loş ve bakımsız bırakıldığı örnekler görmek üzücü.
Tasarruflu LED sistemler, düzenli bakım gören mahyalar ve doğru bir dış aydınlatma ile camilerimiz, şehrin karanlığında birer umut ışığı gibi parlamalıdır. Bu estetik dokunuş sadece protokol camileriyle sınırlı kalmamalı; mahalle aralarındaki en küçük mescide kadar yayılmalıdır. Bu noktada müftülükler kadar, cami dernekleri ve biz cemaate de büyük sorumluluk düşmektedir.
Ses Düzeni ve Ehliyet: "Güzel Olanı Güzel Okumak"
Ezan ve Kur’an tilaveti, sadece bir duyuru değil, bir sanat ve usul icrasıdır. Güzel bir makamla okunan ezan, gayrimüslimi bile durup dinleten bir mucizedir. Ancak ses sisteminin cızırtısı arasında kaybolan, makam bilgisi zayıf veya aceleyle "geçiştirilen" bir icra, bu davetin ruhunu zedeler.
Mesele kişisel bir eleştiri değil, liyakat ilkesidir. Ses eğitimi almış, usul bilen görevlilerin teşvik edilmesi; mevcut görevlilerin ise bu konuda desteklenmesi şarttır. Ramazan’ın bu ikinci yarısında, özellikle teravih namazlarındaki kıraat düzenine ve ses kalitesine azami özen gösterilmelidir.
Temizlik: İmanın Somut Tezahürü
“Temizlik imandandır” düsturu, cami halılarının kokusunda, şadırvanın suyunda, abdesthanenin hijyeninde somutlaşmalıdır.
• Halılar düzenli olarak dezenfekte edilmeli ve o ferahlık hissedilmelidir.
• Abdesthaneler ve tuvaletler, bir müslüman mekanına yakışır standartlarda tutulmalıdır.
• Kırık dökük takunyalar, bitmiş sabunluklar ve bakımsız musluklar Ramazan’ın nezaketine yakışmamaktadır.
Mushaflar ve Manevi Kaynaklar
Mukabele geleneğinin en yoğun olduğu bu günlerde, camilerdeki Kur’an-ı Kerimlerin durumu da gözden geçirilmelidir. Sayfaları kopmuş, yıpranmış mushaflar usulüne uygun şekilde muhafaza edilmeli; yerlerine okunaklı, yeni baskılar temin edilmelidir. Diyanet’in sunduğu ilmihal ve rehber yayınlar cemaatin kolayca ulaşabileceği raflarda güncel tutulmalıdır.
Önce İhya, Sonra İnşa
Sürekli yeni cami projeleri üretmek bir heyecandır, evet. Ancak mevcut camilerimizin çatısı akarken, halısı kokarken veya hoparlörü patlakken yeni binalara odaklanmak, sağlıklı bir önceliklendirme değildir. Önce var olanı ihya etmek, onu layık olduğu vakara kavuşturmak gerekir.
Sonuç: Cami Hepimizin Ortak Evi
Bu çağrı sadece resmi makamlara değil, "Ben bu mahallenin cemaatiyim" diyen her ferdedir. Köhnemiş alışkanlıklara teslim olmadan, "Böyle gelmiş böyle gider" demeden, daha nitelikli bir ibadet ortamı inşa edebiliriz.
Ramazan arınma ayıdır. Gelin, bu arınmayı sadece ruhumuzda değil, secde ettiğimiz mekanlarda da gerçekleştirelim. Öyle ki; camiye yolu düşen her insan oradan huzurla, ferahlıkla ve yeniden gelme arzusuyla ayrılsın.
Ramazan’ın kalan günlerinin hepimize bereket, camilerimize ise tertemiz bir uyanış getirmesi duasıyla.

Maneviyatın Kalbi Camiiler Hazır Mıyız