Bilgi insana güç verir. Teknoloji bu gücü büyütür. Ahlâk ise o gücün nasıl kullanılacağını belirler. “Bilim Bize Nasıl’ı Söyler, Ahlâk Niçin’i.”

Bu yazı dizisine “Teknoloji var, peki vicdan nerede?” sorusuyla başlamıştık.

Japonya üzerinden eğitimi, bilimi ve üretim kültürünü konuştuk. Din ile bilimin birbirinin alternatifi olmadığını, aklın da vicdanın da eğitime ihtiyaç duyduğunu tartıştık. Son olarak da diplomayı sorguladık:

Diploma insanı gerçekten ahlâklı yapar mı?

Bütün bu sorular bizi aynı noktaya getiriyor:

Biz nasıl bir insan yetiştiriyoruz?

Bugün çocuklarımızdan çok şey bekliyoruz. Matematik öğrensin, yabancı dil konuşsun, kodlama yapsın, robot üretsin, yapay zekâyı kullansın, iyi bir üniversite okusun, iyi bir meslek sahibi olsun…

Elbette bunların hepsi önemli.

Ama bir soru daha sormamız gerekiyor:

Çocuğumuza insan olmayı öğretiyor muyuz?

Çünkü çok iyi kod yazmak, başkasının hakkını gözetmeyi öğretmez.

İyi bir mühendis olmak, tek başına adalet duygusu kazandırmaz.

Büyük bir makam, merhameti garanti etmez.

Dinî bilgiye sahip olmak da bildiğini hayatına geçirmek anlamına gelmez.

Demek ki mesele yalnızca bilmek değil, bildiğinin gereğini yapabilmektir.

Bilgi insana güç verir. Teknoloji bu gücü büyütür. Ahlâk ise o gücün nasıl kullanılacağını belirler.

Gelecekte yapay zekâ daha çok karar verecek, makineler daha fazla işi üstlenecek, bilgiye ulaşmak daha da kolaylaşacak.

Peki insanın elindeki güç büyüdükçe sorumluluğu da büyümeyecek mi?

Asıl soru burada başlıyor.

Çocuklarımıza yalnızca “Başarılı ol” demek yetmez.

“Başarılı ol ama başkasının hakkını çiğneme.”

Yalnızca “Güçlü ol” demek yetmez.

“Gücünü adalet için kullan.”

Yalnızca “Bilgili ol” demek yetmez.

“Bilgini insanlığın yararına kullan.”

Çünkü eğitimin amacı yalnızca meslek sahibi insan yetiştirmek değildir.

Eğitimin asıl amacı insan yetiştirmektir.

İyi doktor hastalığı bilir; ama hastanın acısını da hisseder.

İyi mühendis hesabını doğru yapar; ama yaptığı işin insan hayatına etkisini de düşünür.

İyi yönetici karar verir; ama kararının adil olup olmadığını da sorgular.

İyi yetişmiş insan ise sadece çok şey bilen değil, bildiğiyle doğru davranabilen insandır.

Bu nedenle eğitimde bilgi ile karakteri yeniden buluşturmak zorundayız.

Çocuklarımızın eline bilgisayar verelim, ama yanına vicdan da koyalım.

Diploma verelim, ama sorumluluk duygusunu da kazandıralım.

Bilgi verelim, ama o bilginin ahlâkını da öğretelim.

Çünkü teknoloji değişecek.

Meslekler değişecek.

Araçlar değişecek.

Fakat insanın temel değerleri değişmeyecek:

Adalet, merhamet, dürüstlük, güven ve vicdan.

Belki de bu yazı dizisinin özeti tek bir cümlede saklı:

Çocuklarımıza dünyayı değiştirecek kadar bilgi, değiştirdikleri dünyanın insanlığını koruyacak kadar da ahlâk vermeliyiz.

Çünkü mesele sadece çok bilen bir nesil yetiştirmek değil.

Mesele; bildiğini doğru kullanan, gücünü kötüye kullanmayan, hakkı gözeten ve insanlığını kaybetmeyen bir nesil yetiştirmek.

Ve belki de geleceğin en büyük teknolojisi, hâlâ en eski değerde saklıdır:

İNSAN OLMAK.